Canısı's profileGÖNÜL adlı kullanıcının ...PhotosBlogGuestbookMore Tools Help

Blog


    June 30

    LEYLA OLDUM MECNUN NEREDE

     

    Alıntı

    LEYLA OLDUM MECNUN NEREDE
     
    Ahhh...! Leyla…!

    Sizin orda âşklar böyle değildi, biliyorum. Ahir zaman insanları şimdi sadece âşkın dedikodusunu yapıyor. Senin ismin, Mecnun’un ismi sürekli gündemde, âşklar hep bu adla anılıyor ama ortada ne Mecnun var ne Leyla… Leyla olmak güzel, Leyla olmak isterdim, Mecnunsuz Leyla olunmaz ki...
     
    Leyla âşk kırmızı bir gülü koklamak mı?
    Âşk güneşin en tepede ki adı mı?
    Âşk kadehin parıltısı mı?
     
    Leyla şu âşkı bir de sen anlatsana.Hani senin mahallenden gelen köpeğe Mecnun’un hürmet edişi var ya..Onu duyunca neler hissettin.ne kadar senin yerinde olmak isterdim.Leyla niçin mecnunlar öldü.Hakikate hiç kimse gönül vermiyor artık.Hakikati unuttuk mu yoksa?
    Hadi Leyla âşkı anlatsana... Âşkın asıl adı HU de Leyla...!
    Şimdi ne Hu diyen kaldı ne senin bildiğin manada âşk Leyla...!
    Âşk zinciri, muhabbetin gizemi Leyla...!
    Mecnun’a söyle şikâyetçi olsun ismini yalan yere analardan. Sende şikâyetçi ol. Dedikodunuzu yapmasın hakiki Leylalığı anlamayanlar. Üç kuruşa satılmasın Leylalar.

    LEYLA –MECNUN ’la bir günlüğüne bize uğrasana… Âşkın öğretmeni olsana. Âşk sonradan öğrenilir mi ki acaba?

    Leyla hu de Leyla...bir günlüğüne bizim kapımızı çalsana.. Âşk zincirinin bir halkasına da beni taksan ya..Hadi Leyla ..Hu de Leyla..HUUU de a Leyla....

    Huuu...huuu.İşte âşkın manası bu değil mi aslında....Leylaaaaa…!
     
    ???
     
     
     

    Değmeyin bana

     

    Alıntı

    Değmeyin bana
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
    Doğumumda işlenmiş hüzün nakış gibi gözlerime yüreğime benim ...sökmek istesem de sökülmüyor ... Hiçbir zaman yüreğimi tek parça hissetmedim ben onun parça parça olduğunu her kanayışında canımın yanmasından bildim ben...Hayatla hiç kavga etmedim ben o hep ellerini boynuma doladı oyun bozanlık yaptı ...Küstüm ben de ona ve beni onunla tanıştırıp yalnız bırakanlara... Yine başladı yüreğim kanamaya oda alıştı artık yaralarının sarılmayacağına ...
     
     
    Kendimi attım tüm insanların uzağına ...
    Yaklaşmasın kimse bir adım yakınıma...
    Taş duvarlarım var benim gözyaşı geçirmez
    Kırgınlıklarım ,dargınlıklarım var hiç kimse bilemez
    İyileşmez yaralarım var her göz göremez
    Gören gözler de merhem süremez !

     



    Ben aslında rüzgâr olsam, hep doğudan eserim.
    Ben aslında, bir gün kapımın umuttan yana çalınacağına eminim.
    Ben aslında, hayat ile hayali hep birbirine karıştırırdım.
    Ben aslında anladım, cami avlusuna terk edilen kundaklı bir çocuktan bir farkım olmadığını.
    Ben aslında anladım, hayatımın hep yamalardan ibaret olduğunu.
    Ben aslında, cürmün kadar yer yakardım.
    … 'Neyse' deyip toparlanmalıydım artık. Dökülen cümlelerimi, kırılan gençliğimi, darmadağın olan hayatımı anlamalıydım ve yeniden kalkabilmeliydim düştüğüm yerden.


    Yine değişmeliyim, ey rüzgarlı hüznüm. Ne tarafa eseceğin belli değil, biliyorum. Biliyorum, denizi özlemem de kar etmez. Kim bilir belki masal olsaydı yaşadıklarım, bir umut olurdu hep Kafdağı'nın ardında. Ama masal değil yaşadığım, biliyorum.
    Belki de oturup ağlayarak başlayalım değişmeye…
    Oturup ağlayalım halime.

    Belki tebessümlerimin bereketsizliği de terk eder beni böylece, kim bilir…

    Ardımda yangın sonrası bir şehir var
    Yıkıntılarının üstünde hala dumanların tüttüğü
    Köşe başlarında gönlü yaralı insanların dalıp dalıp gittiği
    Sokak aralarında kedilerin dolaştığı
    Yangın yeri bir şehir...
    Dönüp bakmıyorum
    Sırtımda alevlerin sıcaklığı hâlâ
    Gözyaşı kaynağım kurumuş
    Gözyaşı...Yollarımda sararmış otlar
    Gözlerim ufukta
    Kaçıp giden RüZGaRı,Yangını büyüten RüZGaRı
    Ve geciken yağmuru arıyorum...
    HüZün ...
    Acının çiçeği
    ....
    HüZün uzakların çağrısıdır
    Hergün yüzlerce binlerce defa uzaklara düşer de düşünceleriniz
    Bedeniniz hapistir ve kurtulamazsınız
    HüZün uzakların çağrısıdır, gidemezsiniz

    Hüzün kaçıp giden trenin ardından bakakalmaktır
    Gece yarıları garlarda

    Hüzün üşümektir
    Gece yarıları sizi almak için çırpınan
    Karanlık dalgalara ve şehir ışıklarıyla oynaşan yakamozlara cevapsız kalırken...

    HüZüN ağlayamamaktır
    Ağlamak için çırpınırken ağlayamamak...

    HüZüN aşk satmaktır duvarlara
    HüZüN aşk da boğulmaktır
    Ve kimsenin anlamamasıdır feryadınızı

    HüZüN içten içe yanarken
    üşümek ve ürpermektir...
    HüZüN yalnızlıktır
    Yalnızlıksa soylu bir duygudur
    kristal kadehte size sunulmuş ve alışkanlık yapar...

    HüZüN uzaklara ait olup
    Yakınlara hapsolmaktır...



     
     
     
     
      

     

     






     
     
     
     

    SEN OLSAYDIN

     

    Alıntı

    SEN OLSAYDIN
     
     
     
    Kimdin sen
    Bunu sende bilmiyordun
    Yağmurların beklendiği günlerde tanımıştım seni
    Mevsim bahara dönüyordu
    Bir yabancıydın ve hüzündü gözlerin
    Kimbilir neredesin şimdi
    Sende biliyordun
    Yaralı toprakların mutsuz insanlarının öyküsü benzerdir
    Bir gölge gibi yaşarken ben
    Neden sonra uzaklara
    Çok uzaklaraydı gidişin
    Seni önce adından
    Sonra sesinden tanıdım
    Yıllar
    Yıllar öncesiydi
    Sonrası malum gülüm
    Adını yitirdiğim o uzak istasyonda
    Duman tütüyordu
    Ben usulca seni izledim
    O istasyon çırılçıplak
    Yalnızlığa gülümserken
    Giden seni terk edemedim
    AHMET SÖYLEMEZ 
     
     
     MUTLULUK İNSANIN KENDİ İÇİNDE...
     
     
          
     
     
     
     

    HERŞEY SENİN İÇİN

     

    Alıntı

    HERŞEY SENİN İÇİN
    Tüm cümlelerimin öznelerinden silinmeli adın
    yüklemlerininse "miş" li geçmiş zamanında kalmalı yaşanan her şey.
    Artık tek başıma yazmalıyım kendi hikayemi.
    Kendim koyup noktalarını kendim silmeliyim virgüllerini.

    Ben çoktan geçtim "Biz" den..

    "Sen de artık git istersen.."

    Ben yokluğunu daha ağır zannederken yıllardır yollardır
    oysa ki varlığın daha ağırmış bana.

    Günlerdir sözcükler düğümleniyor boğazımda tıkanıyor nefesim.

    Herkese herşeye sustum ama bilsen öyle zor ki susmalar sana.

    Birşeyleri görüp te dokunamamak
    kimselere anlatamamak içinden geçenleri
    sıkışıp kalmak soyutlanmış bir zaman diliminde
    bunca kalabalığın arasında yalnız yapayalnız hissetmek kendini..

    O kadar sessizce bitiyorum ki sesimin yankısı kırıyor tüm bedenimi.

    "Şimdi sen de git istersen..."

    Hıçkırıklara boğulsun bu şehir ardından
    hırçınca sahile vursun dalgaları denizin
    tüm kaldırım taşları şahit olsun gidişine..

    Çığlıklar atsın omzuna yaslanıp bir buruk hüzün
    bir kaç damla gözyaşıyla dinlediğim bütün şarkılar..

    Kaybolsun gökyüzünün mavileri hiç bitmesin soğuk efkarlı gecem.

    Yıldızlar birer birer düşüp semadan yitirsinler ferlerini.

    Ben çıkıp kendi hayatımın içinden sessizce sakince
    hiç yokmuşum
    hiç olmamışım gibi karşıdan izleyeyim sadece bütün olan biteni..

    Aldırma sitemlerime gözyaşlarıma. Bakma ardına..

    ... "Sen de şimdi git istersen"...
     
    Ama bak ben gittim bu sefer...
     
    Nasıl zor bilemezsin, ben gittim.. Senin için gittim...
     
    "Nefretini alıp gittim"  bunu istedim..Neden biliyor musun!!!!!!!!!!! SENİN İÇİN
     
    Ben yazıyordum, biliyordum ki sen izliyordun ve vurdukça vurdum..Neden mi !!!!!!!!!!!
     SENİN İÇİN
     
    Hiç inanmadın, yanlış tanıdın,  ama bu sefer istediğni yaptım, hemde bilerek...
     
    Nasıl?? nefret ettin mi, söylesene!!!!
     
    Çocuğunun anası olacak kadın nerede??
     
    Şefkati, huzuru , mutluluğu bulacağın kadın nerede şimdi söylesene!!!!
     
    Sen doğru kararlar al diye ben gittim, hemde kendimden nefret ettirerek gittim,
     
    sana engel olmamak adına gittim..
     
    Çok özlüyorum çok, yine de, bu kadar çok severken gittim..
     
    Sen yeter ki mutlu ol diye gittim...
     
    Kendimden çok seni düşündüğüm için gittim..
     
    Şimdi beni kim güldürecek???
     
    Bana kim kızacak, kim ( Kalll.. Gittiğin yerde mutlu ol) diyecek, söylesene KİM!!!!!
     
    Bırak seni sessizce izleyeyim, hiç sesimi çıkarmam söz..
     
    Bil ki senin için gittim ben.. SENİN İÇİN
     
     
     
     
     
     
     gülişş
     
     
     
     
     


     
    June 29

    ÇAĞLARCA :)

     

    Alıntı

    ÇAĞLARCA :)
     
     
     
     
     
     
    Sen gözüm ol, ben senin kulağın, sen ayaklarım ol ben beynin, paylaşalım yürürken bile...
    İkimize ihtiyaç olsun, konuşurkende, duyarkende, görürkende..
     
     
    Sen bir yere bakmak iste, ben gözlerimle orada ne var sana ileteyim..
     
    AĞLAMA!!!!
    Onur veren ağlamaz
    KOCAMANDIR
    Çok büyüktür..
    Sen bulunduğun mekana, şeref katar onur katarsın
    Senden medet umana sevgi bekleyene, ağlayarak değil, ufak bir tebessüm ile dünyayı ver..
     
    Dünyada senin gölgene birkaç adımlık daha büyüklük eklesin.. Kocaman ol, dev ol, can ol...
     
    Şair der ki;
    Hangi takvim yaprağındansın sevgilim
    Hangi tarihti bizi kavuşturan,
    Ama bilirim ki
    Tek seni sevdikçe ömrüm çoğalıyor..
     
    Dedi Çağlar Ca ve bu böyle devam edecek:))))))
     
     
     
     
    Şu zamana kadar dinlediğim sözleri en güzel ve anlamlı şarkı. Sevgiliye yazılabilecek en güzel sözler yazılmış Nihal Atsız'ın şiirini Osman Öztunç harika seslendirmiş.
         
     
     
     
     
     
     
     

    Konuşulan konu .

     

    Alıntı

    .
    Haydi artık sözler sükut etsin..vuslat anı..
    Hadi hazır mısınız...?

    Serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru.
    kapatın gözlerinizi..

    aydınlığınız gönlünüzdeki O'na olan sevginiz olsun..
    göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza.
    yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..

    Işte dost nedir bilmek mi istersiniz..
    menfaatsiz..
    korkunuz olmayacak..
    acaba demiyeceksiniz..
    acaba ben onu sevsem o da beni sever mi korkunuz olmayacak yüreğinizde
    çünkü O vaat ediyor..
    severseniz severim..

    ne güzel değil mi sevginize karşılık bulmak..
    sevginizin karşılıksız kalmıyacağını bilmek..

    şu dünyada yüreğinizi yakan onca dosta.. onca sevgiliye bir çare bir derman..
    yürek yakmayan.. yüreğe serinlik veren bir dost..
    vedud olan bir dost..
    rahman olan bir dost..
    rahim olan bir dost..
    gafur olan bir dost..
    sözünde sadık olan bir dost..
    surete değil sirete bakan bir dost..

    Dost.. dost.. dost.. diye inleyene
    Gel.. gel.. gel.. diye nida eden bir dost..

    Ben seni sevdim diyene
    gel kulumsun diyen bir dost..

    suretimle.. maddemle değil.. yüreğimle acziyetimle geldim diyene
    rahmetinle.. şefkatimle.. inayetimle karşılandın diyen bir dost..

    Haydi
    yandıysa yüreğiniz..
    yediğiniz darbeler yıldırdıysa sizi..
    sevginiz hep sevgisiz kaldıysa..
    yüreğinize değer verilmediyse..
    artık dayanamıyorum sevgisiz kalmaya diyorsanız

    serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru.
    kapatın gözlerinizi..
    aydınlığınız gönlünüzdeki O''göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza.
    yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..

    O dost ise yürekte serinlik var
    O dost ise yürekte huzur var
    O dost ise yürekte coşku var
    O dost ise yürekte yürek var...

    Ve O.. eğer O sevgili ise aşık olunan ise..
    İşte o zaman yürekte olana tarif yok..
    İşte o zaman yürekte olanı yazacak kalem yok..
    İşte o zaman yürekte olanı söylüyecek dil yok..
    İşte o zaman O var..
    ve O var ise..

    Haydi artık sözler sükut etsin..
    bırakın yürekleriniz konuşsun..

    Seccadeniz sevgiliyle buluşmanız olsun..
    göz yaşlarınız sevgiliye hediyeniz olsun..
    yüreğiniz sevgiliyle konuşan diliniz olsun..

    sevgilinin size nasıl tecelli ettiğini işte o zaman.. işte o zaman anlıyacaksınız..

    ve işte o zaman anlıyacaksınız
    O dost ise her şey dost
    O sevgili ise her şey sevgili...

    can Ahmed im
     
    yazan:

        

     
     
    June 28

    Konuşulan konu senin canın yandımı hiç??

     

    Alıntı

    senin canın yandımı hiç??
     
     
    Susuyorum artik... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen
    insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de
    saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik…

    Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup
    bulup kaybettiğim karanlıkta, söyle bir uğradığım kelime hazinem de bir
    anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi
    okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim...

    Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman
    da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş
    yavaş tükeniyorum... Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde?
    Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca caba, neye bunca isyan?

    Öyle anlamsız ki yasadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş
    gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda
    kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum…

    Kalbime bir kursun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime
    su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla
    süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yasamdan. Örneğin,
    kimselerin bilmediği sırlarım olmalı olurken... Kimselerin gitmediği
    sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaslanıp, sonra da sessizce
    gitmeliyim bu dünyadan.

    İşte yine susuyorum; siyah bir geceye donuyor her anım ve okuduğum
    her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı
    gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden

    kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri
     
    kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri.......
     
     
    Söylediklerimden cok Sustuklarımda Saklıyım.. Ve Gizlediklerimde Gizliyim.. Beni anlamak için; Konustuklarımdan çok Sustuklarıma kulak verin.. Aklım Sukütu Sever benim.. Çünkü çok agır ödeştik biz Hayatla.. Ben sonu Ölüm Noktalı yollardan gectim.. Üç Noktalar Koymaz Bana.. .
     
     
     
     
     

    KELEBEK

     

    Alıntı

    KELEBEK
     
     
     
     
    Kelebekler insandan daha mutlu yaşadı ömrünü…
    İnsanoğlu ise onlarca yıla sığdıramadığı ömründen mutlu olmayı başaramadı…
    Doğum ile ölüm arasında sıkıştı kaldı insanoğlunun ruhu ve sonunda ölümün gideceğini bildiği için, hayatını keşmekeş içinde tüketti…
    Kelebekler ise anladı hayatın değerini…
    Sadece bir gün yaşadı kelebekler…
    Kendisini yaratan kudretin sanatının işlediği kanatlarını gün ışığıyla çırpmadan önce, günler boyunca bir koza içinde, karanlığın zulmetine katlandı…
    Bir kelebeğe dönüşmeden önce, ipek böceği olarak çektiği o zulmetin paha biçilmez hediyesini, ipek kozası olarak bıraktı insanoğluna…
    İnsanın paha biçemediği ipliğe, kelebeğin dünyaya geldiği yaşamın rahmi oldu…
    İnsanın onlarca yıl yaşadığı halde, değerini bilmediği, kısa bulduğu ömre inat, kanatlarındaki Yaratanın fırçasından çıkma sanatı gösterdi insanoğluna, kısacık hayatının her anında…
    Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler…
    Ve hayatın ne demek olduğunu, insandan daha iyi bildiler…
    Hayatın bir ateş olduğunu, yakıp kül ettiğini anladılar ve ateşe pervane oldular.
    Dört kelebeğin öyküsüdür;
    Dört kelebek ateşin gerçek sırrına ulaşmaya karar verirler…
    İlk kelebek ateşin uzağından geçip gelir ve şöyle der;
    "Ateş aydınlatan bir şeydir."
    Bu gerçeğin tam bilgisi değildir…
    İkinci kelebek ise ateşe biraz daha yaklaşıp döner ve şöyle der;
    "Ateş ısıtan bir şeydir."
    Bu da gerçeği anlatmak için eksiktir…
    Üçünü kelebek ateşe iyice yaklaşır, alevler kanatlarına değer geçer ve döndüğünde, "işte ateşin gerçek bilgisi" der, "ateş yakıcı bir şeydir."
    Dördüncü kelebek bununla yetinmez.
    Ateşin çevresinde döner, dolanır, kavrulur ve birden bire ateşin içine dalarak bir an parladıktan sonra, alevlerin içinde görünmez olur…
    Ateşin gerçek bilgisini anlayan tek kelebektir o…
    Ancak bunun artık diğerlerine anlatacak durumda değildir.
    Anlatmasına gerek de yoktur…
    Hiç kimse ateşin ne olduğunu başkasının anlatmasından öğrenemez... Ateşe ancak dokunarak öğrenilir, onun ne olduğu…
    Hepimiz bu öyküdeki dördüncü kelebek olmayı düşlüyor ama ömrümüzü diğer üç kelebek gibi tamamlıyoruz.
    Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler…
    Ömrünce gerçek aşkı bulamayan insana inat; ateşin aşk olduğunu bilerek ve aşk için yanmayı bilerek, nihayetin de SONSUZA UÇTU KELEBEK…….


     
    June 27

    Konuşulan konu ;)

     

    Alıntı

    ;)

     

    Herkese Merhaba

    Spaces ve Blog yazmak çok eğlencelidir! Bence internette boş işler yapmaktan daha yararlı spaces konusunda yardım isteyenler için böyle bir sayfa oluşturdum... Sayfama girdiğiniz için

    TEŞEKKÜRLER...

       


    Hasret Türküsü - Suavi
    June 25

    Konuşulan konu Gönül Dili

     

    Alıntı

    Gönül Dili

     

     

     

    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

     

    Ş İ İ R L E R- - 1-

    <<
    2. Fihrist <<--->> 3. Fihrist >>--- >> 4. Fihrist >>--- >> 5. Fihrist >>

    << 6. Fihrist >>
    << 7. Fihrist >>

    Düşen Bir Yaprak Mor Salkımlı Sokak
    Çocukluğum Hazan ve Hüzün
    Kapat Perdeleri Sonbahar
    Sonbahar Rüzgarları Yiğit Bebek Duası
    Arka Bahçe GelinimGelinimGelinimGelinimGelinimGeGe
    Seni Arıyorum (Hz.Muhammed'e ithafen) Melek
    Gizli Düşüm ssız Yollarda
    Uzak Yakınlık Aşk Bana Senden Kaldı
    Zaman Bırakır Seni Avuçlarıma Biliy Diyebilseydim
    İstanbul'u Dinliyorum Korkma Küçüğüm
    Gamzeler Kahır Mektubu
    Ben Yalnızlıktan Üşürüm Islanıyorum
    Uçurum Çiçekleri Çaresizim
    Yokluğun Tedavisi Derman
    Yeni Yılda Aşk Yeni Yıl KırmızısıÇıkar mm
    Anlat Bana Mutlu Seneler
    Bayram Mesajı Bayram Şekeri
    Bugün Bayram Sizden Saklı
    Bayram Aşk İki Kişiliktir
    Yorgun Güller Bensiz Yaşamaya Alışacaksın
    Ağustos Çıkmazı Dağ Rüzgarı
    Yalancı Bahar Ağlar Gezerim Sahili
    Seni Bende Unuttun Böyle Bir Sevmek
    Seni Seviyorum Güller Ağlar
    Hikaye Pulsuz Mektuplar -7-
    Arasıra Sen
    Susardı Göz Bebeklerim Gönül Kapında Hatırlama
    Mavi Mavi Sevdim Seni Manolyanın Kokusu
    Sensiz Sen Bahardın
    Sen Ve Ben Sen Vurdun da Ben Ölmedim mi

    D ü z -Y a z ı l a r- - 1-

    >>
    2. Fihrist >>

    Bu Gece (Yeni Yıl) "Ben"deki "Sen" (Yeni Yıl)
    Canım Arkadaşım (Yeni Yıl) Bir Yılın Son Günleri(Yeni Yıl)
    Sevgi + Tebessüm = Mutluluk Noel Baba'ya Mektup(Yeni Yıl)
    Kumru'dan Mektup (Barış Manço Anısına) Aşk
    Aşkın Dört Mevsimi Sevgili
    Ben Seni Sevdikçe Varım Buradayım
    Gittin Sen Bahar Getirdim Sana
    Tutku Aşk Ve Sevgi Bitişin Çığlığı
    Çocuğunuzdan Mektup Var Bir Gün Daha
    Aşkı Yaşamak İstiyorum Söz Veriyorum
    Unutma Zamanım Olsaydı
    Kelebek Ömürler Şiir Mevsimi
    Sonbahar Hoşgeldin Yalnızlığım
    Aşk Ayakkabıdır Kuşlarla Konuştunuz mu?
    Gökkuşağı Fırlatmak Sevmez misin?
    Sevmek -2- Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu
    Herkesin Bir Öyküsü Var Hayat; Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?
    Şizofren Aşka Mektuplar -2- Bahar Kokusunda Aşk
    Seni Seviyorum Dostum Gitme Sevgilim
    Yeni Yıl Mesajı Emin misiniz?
    Üçyüzaltmışbeşinci Rüyam -1- Üçyüzaltmışbeşinci Rüyam - 46-
    Canım Babam Yağmur
    Yüreğimin Danteli Şikayetname
    Yaşamı Ertelemeyin Sen
    Aşk Bir Alleben Var İdi
    Yaşam Nedir? Aşkta Yarın Yoktur
    Sevmek Onu Hatırlamaya Mecbur Olduğumu Biliyor
    Birgün Aşk Geçilmelidir Çatısız Hayaller
    Sevgi Reçetesi -1- Sevgi Reçetesi -2-
    Şizofren Aşka Mektuplar -1- Savunma, Biraz Suçlama ve Çağrım

    Ö y k ü l e r- - 1-

    >> 2. Fihrist >>- >> 3. Fihrist >>
    --


    Örümcek Ağı Sevgi-Zenginlik-Başarı
    Bir Kardelen Masalı Rıfkı Amca
    Hacer Menekşe Evliya
    Yıllar Sonra Gül Kız
    İlk Aşkım Son Yaprak
    Mektup Arkadaşı Affet Babacığım
    Bitmeyen Sevgi Kenarı Süslü
    Bir Küçük Kaza Hediyeler
    Kızılderililer ve Ay ÜssüGeleceğini Biliy Her Şerde Bir Hayır
    Çocuk ve Sevgi Telefondaki Ses
    Yaşamın Yankısı Bir Çocuğun Meleği
    Postacı Nergis İlkesi
    Harita Kağıt Helva
    Hırsız Bir Umut Öyküsü
    Üçlü Filtre Benimle Çıkar mısın?Benimle Çıkar mm
    Çiçek ile Suyun Aşkı Zamanı Gelince
    Sevgi Yükleyen Program Bir Gülün Hikayesi
    Seni Seçtim Geleceğini Biliyordum
    Varım Sürpriz
    Daphne Bir Şiir ve Bir Aşk Hikayesi
    Bir Dostluk Öyküsü Sevgi Ağacı
    Aldığım En Güzel Ödül Aşk ve Zaman
    Serçe ve Göçmen Kuşun Hikayesi Mektup Var
    Kum ve Taş Ölümsüz Kırmızı Güller
    Leylaklar ve Bahar Bayramlık Kaban
    Öğüt Ebediyete Kadar
    Kurabiye Hırsızı Mutluluk
    Görmesini Bilen Gözler Mucize
    Kınalı Ali Yusuf
    İki Simge Bebek

     

     

     

     

     

    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

    Yenik Serçe 
     
     
        
      

     
     
     
    June 24

    Üç aylar

     

    Alıntı

    Üç aylar
    Üç aylar bizim için muhasebe vesilesidir

    Ben neyim?Niçin bu aleme gönderildim? yaratılışımdaki sırlrr nedir? günah nedir? sevap nedir? Kur'an bizlere neler emrediyor? Okunduğu zaman bile insanın gönlüne inşirah veren buses nedir? alem nereden gelmiş,nereye gidiyor. bu ölmeler, kalmaların hiktmeti nedir? Nasıl hesap vereceğez? Bu gibi sorular zihnimizi 3 aylarda daha cok kurcalamalı. Üç aylar, kendimizi denetleme, değerlendirme bakımından çok önemlidir. Kendimize sormamız gereken çok soru var: Rabbim ALLAH'tır deyip başkalarınamı bilip bilmeden tapınıp duryorum? Resulüm Hz. Muhammed'dir (sas) deyip başkalarının sünnetlerini mi harfiyen uyguluyorum? Kitabm Kur'an dır deyip, başka kitaplarımı kendime rehber edinmişim? şeytan düşmanımdır deyipde sonra sürekli onun isteklerinimi yerine getiriyorum? ALLAH en güzel vekilimdir deyip, sürekli Onu üzüyormuyuüm? Bugün e kadar kaç kişinin hidayetine vesile yada engel oldum? kaç yetimin başını okşadım yada aldığım kararlarla kaç kiuşiyi yetim bıraktm? Evet, üç aylar bütün bunları kendimize sorup bir durum değerlendirmesi yapmak, bu mübarek günlerin, gecelerin ve ayların şuuuruna varmak demektir.
    Kalb-i selim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
    June 23

    MAL BEYANI

     

    Alıntı

    MAL BEYANI

    Bakın Can Baba , zamanında "mal beyanını" nasıl bildirmiş:

     

    1- Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen

    2- Gökyüzünde bi bulut

    3- Bitlis'te beş minare

    4- Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili

    5- Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın, öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı

    6- Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü

    7- Palandöken'de bir palan, iki döken

    8- Kastamonu'da üç kasto

    9- Üç fay hattı

    10- Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma

    11- Dünyada mekan

    12- Ahirette iman

    13- Denizde kum

    14- Uzayda yerçekimsizlik

    15- Bi çuval gazoz kapağı

    16- Bi kibrit kutusu sigara izmariti

    17- On sekiz saç biti

    18- Biri İngilizce 6 adet küfür

    19- Yirmi tane boş naylon poşet

    20- Bi sürü saç sakal, kıl, tüy, yün

    21- Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank

    22- Bi ayakkabı çekeceği

    23- İki büyük taş kütlesi

    24- Bir adet ağaç gölgesi

    25- Üç kuş kanadı sesi

    26- Bi sürü kedi köpek

    27- Bi Marmara denizi

    28- Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci

    29- Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu

    30- Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili

    31- Nakit 15 kuruş

    32- Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht

    33- "Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür"

    June 22

    sevgi bitmez

     

    Alıntı

    sevgi bitmez

    Çocuk gözler,sevgili gözler,kocaman hüzünlü gözler..Bir yüze,bir çift göze ancak bu kadar yakışırdı hüzün..Boş bırak bir yanını ben geleceğim nasılsa.Taş plaklardan kalma bir sevdayla oturacağım yanına..Ben geleceğim boş bırak bir yanını.Unutma..Bir yanından bir yanına sırılsıklam olacak avuçların.Şimdi sen uykudasın.Bir resmin var başucumda,gözlerindeki hüzün daha bir ortada daha bir uzun siyah saçların..Şimdi sen uyuyorsun.Senin gecelerin uzunsa benim sevgim upuzun.Seni çok özlüyorum.Buna hakkım var mı diye sormak bile saçma.Önce sordum ama ne hakla özlüyorsun sen onu diye..Sonra kızdım kendi kendime..Kendime bir kahve yaptım,pencerem açık,hava çok sıcak..Radyoda bir şarkı çalıyor yarısı hasret yarısı hicran,bütünüyle ayrılık kokan bir şarkı..Anılarını eskitmeyenlerin acıları çok olur,umutlarıda çok..Sana çok şey söylemek,belki yıllardır kimselere söylemediğim her şeyi sana söylemek istiyorum.Ah şimdi burada yanımda olsan ne iyi olurdu.Senin yanımda olman kadar hiçbir şey beni daha fazla heyecanlandırmazdı..VE BİLİYORMUSUN BEN SENİ ÇOK ÖZLEDİM. 01:56 cuma

     

     

    DOST

     

    Alıntı

    DOST
    Dost

    Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... 'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş.. Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş... Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri... 'Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız' diyebilmeli... Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz… CAN DÜNDAR

    June 18

    DOSTUM'A

     

    Alıntı

    Konuşulan konu Konuşulan konu DOSTUM'A

     

    Alıntı

    Konuşulan konu DOSTUM'A

     

    Alıntı

    DOSTUM'A
    022qh8tj4
     
    DOSTUM'A

    Dosluğumuz İstanbul kadar büyük
    Berlin kadar anlamlı
    Ağrı dağı kadar yıkılmaz
    van gölü kadar çekici
    Erzurum kadar yiğit olsun
    Kim kimi unutursa
    Aşkale serserilerinden beter olsun!!!
     
     
    i270352418_75989_4
     
    Sıradan Bir Dost Evine Gelince Misafir Gibi Davranir
    gercek Bir Dost Buz Dolabini Acip Istedigini Alir

    siradan Dost Hayatta Senin Agladigini GÖrmez
    gercek Dostun Omuzu Senin Gözyaslarinla Islanir

    Siradan Dost Senin Ve Aİlenİn Telefon Numarasini Bilmez
    GerÇek Dostun Telefonunda Onlarin Numarasi Yazilidir

    Siradan Dost Partine Katilinca Sana Bir Kola Getirir
    GerÇek Dost Partine Sana Yardim Etmek Icin Erken Gelir, Evi
    Toparlamak Icin Gec Saatte Gider

    Siradan Dost o uyurken onu aramana çok sinirlenir.
    Gerçek dost sinirlenir ama uyandırdığın için değil,derdini u kadar geç anlattığın için

    Siradan Dost Bir Kavgadan Sonra Dostlugun Bittigini DÜsÜnÜr
    GerÇek Dost Bir Kavgadan Sonra Seni Tekrar Arar

    Siradan Dost Senin Daima Onun Arkasinda Olmani Ister
    GerÇek Dost Senin Icin Her Seye Hazir Ve Daima Arkanda Olandir

    gfjfdg
    Tüm Dostlara.....

    Acılarımızı Kum'a Mutluluklarımızı Taş'a Yazalım

     

    Alıntı

    Konuşulan konu Konuşulan konu Acılarımızı Kum'a Mutluluklarımızı Taş'a Yazalım

     

    Alıntı

    Konuşulan konu Acılarımızı Kum'a Mutluluklarımızı Taş'a Yazalım

     

    Alıntı

    Acılarımızı Kum'a Mutluluklarımızı Taş'a Yazalım

    Acılarımızı Kum'a Mutluluklarımızı Taş'a Yazalım 

    36

    İki arkadaş çölde yürüyorlardı. Yolculuk sırasında bir tartışma yaşandı ve arkadaşlardan biri ötekine tokat attı. Tokadı yiyen kişinin canı acıdı ama hiçbir şey söylemeden eğildi ve kuma şöyle yazdı:
    Linien202
    “Bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı.”
    58
    İki arkadaş bir vahaya gelene dek yürümeye devam ettiler ve vahaya gelince de suya girmeye karar verdiler. Tokadı yiyen kişi bataklığa saplandı ve kurtulmak için çırpınmaya başladı. Arkadaşı onu kolundan çekerek baplandığı yerden çıkardı ve yaşamını kurtardı. Tokadı yiyen kişi boğulmaktan kurtulduktan sonra bir taşa şöyle yazdı:
    Linien202
    “Bugün en iyi arkadaşım yaşamımı kurtardı.”
    58
    Tokadı atan ve arkadaşının yaşamını kurtaran kişi bu olay karşısında çok şaşırdı ve merakını yenemeyip arkadaşına sordu:
    Linien202
    “Canını acıttığımda kuma yazdın neden şimdi taşa?”
    58
    Tokadı yiyen kişi bu soruyu şöyle yanıtladı:
    Linien202
    “Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyız ki bağışlama rüzgarı silebilsin ama biri bizim için iyi bir şey yaparsa taşa kazımalıyız ki hiçbir rüzgar silemesin.”•

    39

    171toread11171

    blufiorBİRGÜL blufior

     

    SEVGİLİYE...

     

    Alıntı

    SEVGİLİYE...

      SEVGİLİYE...

        Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma

       Anlattıkça ısınıyor, anlattıkça üşüyor yüreğim....

        Bugün sardunyalarımda açmadı

      Belkide küskün renklere..

      Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım

       Sensiz soluyorum anlayacağın..

       Mavi mavi ölüyorum

       Duyuyor musun ? Orada mısın?

       Var mısın? Yok musun?

       Bir tek seyi unutma....

       SENİ SEVDİM BEN..

       Yanaraak , yıkılarak....

       Aklıma her geldiğinde ağlayarak.........