|
|
June 30
Alıntı
LEYLA OLDUM MECNUN NEREDE

Ahhh...! Leyla…!
Sizin orda âşklar böyle değildi, biliyorum. Ahir zaman insanları şimdi sadece âşkın dedikodusunu yapıyor. Senin ismin, Mecnun’un ismi sürekli gündemde, âşklar hep bu adla anılıyor ama ortada ne Mecnun var ne Leyla… Leyla olmak güzel, Leyla olmak isterdim, Mecnunsuz Leyla olunmaz ki...
Leyla âşk kırmızı bir gülü koklamak mı? Âşk güneşin en tepede ki adı mı? Âşk kadehin parıltısı mı?
Leyla şu âşkı bir de sen anlatsana.Hani senin mahallenden gelen köpeğe Mecnun’un hürmet edişi var ya..Onu duyunca neler hissettin.ne kadar senin yerinde olmak isterdim.Leyla niçin mecnunlar öldü.Hakikate hiç kimse gönül vermiyor artık.Hakikati unuttuk mu yoksa?
Hadi Leyla âşkı anlatsana... Âşkın asıl adı HU de Leyla...! Şimdi ne Hu diyen kaldı ne senin bildiğin manada âşk Leyla...!
Âşk zinciri, muhabbetin gizemi Leyla...! Mecnun’a söyle şikâyetçi olsun ismini yalan yere analardan. Sende şikâyetçi ol. Dedikodunuzu yapmasın hakiki Leylalığı anlamayanlar. Üç kuruşa satılmasın Leylalar.
LEYLA –MECNUN ’la bir günlüğüne bize uğrasana… Âşkın öğretmeni olsana. Âşk sonradan öğrenilir mi ki acaba?
Leyla hu de Leyla...bir günlüğüne bizim kapımızı çalsana.. Âşk zincirinin bir halkasına da beni taksan ya..Hadi Leyla ..Hu de Leyla..HUUU de a Leyla....
Huuu...huuu.İşte âşkın manası bu değil mi aslında....Leylaaaaa…!
???
Alıntı
Değmeyin bana
Doğumumda işlenmiş hüzün nakış gibi gözlerime yüreğime benim ...sökmek istesem de sökülmüyor ... Hiçbir zaman yüreğimi tek parça hissetmedim ben onun parça parça olduğunu her kanayışında canımın yanmasından bildim ben...Hayatla hiç kavga etmedim ben o hep ellerini boynuma doladı oyun bozanlık yaptı ...Küstüm ben de ona ve beni onunla tanıştırıp yalnız bırakanlara... Yine başladı yüreğim kanamaya oda alıştı artık yaralarının sarılmayacağına ...
Kendimi attım tüm insanların uzağına ... Yaklaşmasın kimse bir adım yakınıma... Taş duvarlarım var benim gözyaşı geçirmez Kırgınlıklarım ,dargınlıklarım var hiç kimse bilemez İyileşmez yaralarım var her göz göremez Gören gözler de merhem süremez !
Ben aslında rüzgâr olsam, hep doğudan eserim. Ben aslında, bir gün kapımın umuttan yana çalınacağına eminim. Ben aslında, hayat ile hayali hep birbirine karıştırırdım. Ben aslında anladım, cami avlusuna terk edilen kundaklı bir çocuktan bir farkım olmadığını. Ben aslında anladım, hayatımın hep yamalardan ibaret olduğunu. Ben aslında, cürmün kadar yer yakardım. … 'Neyse' deyip toparlanmalıydım artık. Dökülen cümlelerimi, kırılan gençliğimi, darmadağın olan hayatımı anlamalıydım ve yeniden kalkabilmeliydim düştüğüm yerden. … … Yine değişmeliyim, ey rüzgarlı hüznüm. Ne tarafa eseceğin belli değil, biliyorum. Biliyorum, denizi özlemem de kar etmez. Kim bilir belki masal olsaydı yaşadıklarım, bir umut olurdu hep Kafdağı'nın ardında. Ama masal değil yaşadığım, biliyorum. Belki de oturup ağlayarak başlayalım değişmeye… Oturup ağlayalım halime. … Belki tebessümlerimin bereketsizliği de terk eder beni böylece, kim bilir…
Ardımda yangın sonrası bir şehir var Yıkıntılarının üstünde hala dumanların tüttüğü Köşe başlarında gönlü yaralı insanların dalıp dalıp gittiği Sokak aralarında kedilerin dolaştığı Yangın yeri bir şehir... Dönüp bakmıyorum Sırtımda alevlerin sıcaklığı hâlâ Gözyaşı kaynağım kurumuş Gözyaşı...Yollarımda sararmış otlar Gözlerim ufukta Kaçıp giden RüZGaRı,Yangını büyüten RüZGaRı Ve geciken yağmuru arıyorum... HüZün ... Acının çiçeği .... HüZün uzakların çağrısıdır Hergün yüzlerce binlerce defa uzaklara düşer de düşünceleriniz Bedeniniz hapistir ve kurtulamazsınız HüZün uzakların çağrısıdır, gidemezsiniz
Hüzün kaçıp giden trenin ardından bakakalmaktır Gece yarıları garlarda
Hüzün üşümektir Gece yarıları sizi almak için çırpınan Karanlık dalgalara ve şehir ışıklarıyla oynaşan yakamozlara cevapsız kalırken...
HüZüN ağlayamamaktır Ağlamak için çırpınırken ağlayamamak...
HüZüN aşk satmaktır duvarlara HüZüN aşk da boğulmaktır Ve kimsenin anlamamasıdır feryadınızı
HüZüN içten içe yanarken üşümek ve ürpermektir... HüZüN yalnızlıktır Yalnızlıksa soylu bir duygudur kristal kadehte size sunulmuş ve alışkanlık yapar...
HüZüN uzaklara ait olup Yakınlara hapsolmaktır...
Alıntı
SEN OLSAYDIN
Kimdin sen
Bunu sende bilmiyordun
Yağmurların beklendiği günlerde tanımıştım seni
Mevsim bahara dönüyordu
Bir yabancıydın ve hüzündü gözlerin
Kimbilir neredesin şimdi
Sende biliyordun
Yaralı toprakların mutsuz insanlarının öyküsü benzerdir
Bir gölge gibi yaşarken ben
Neden sonra uzaklara
Çok uzaklaraydı gidişin
Seni önce adından
Sonra sesinden tanıdım
Yıllar
Yıllar öncesiydi
Sonrası malum gülüm
Adını yitirdiğim o uzak istasyonda
Duman tütüyordu
Ben usulca seni izledim
O istasyon çırılçıplak
Yalnızlığa gülümserken
Giden seni terk edemedim AHMET SÖYLEMEZ
MUTLULUK İNSANIN KENDİ İÇİNDE...
Alıntı
HERŞEY SENİN İÇİN
Tüm cümlelerimin öznelerinden silinmeli adın yüklemlerininse "miş" li geçmiş zamanında kalmalı yaşanan her şey. Artık tek başıma yazmalıyım kendi hikayemi. Kendim koyup noktalarını kendim silmeliyim virgüllerini.
Ben çoktan geçtim "Biz" den..
"Sen de artık git istersen.."
Ben yokluğunu daha ağır zannederken yıllardır yollardır oysa ki varlığın daha ağırmış bana. Günlerdir sözcükler düğümleniyor boğazımda tıkanıyor nefesim.
Herkese herşeye sustum ama bilsen öyle zor ki susmalar sana.
Birşeyleri görüp te dokunamamak kimselere anlatamamak içinden geçenleri sıkışıp kalmak soyutlanmış bir zaman diliminde bunca kalabalığın arasında yalnız yapayalnız hissetmek kendini..
O kadar sessizce bitiyorum ki sesimin yankısı kırıyor tüm bedenimi.
"Şimdi sen de git istersen..."
Hıçkırıklara boğulsun bu şehir ardından hırçınca sahile vursun dalgaları denizin tüm kaldırım taşları şahit olsun gidişine..
Çığlıklar atsın omzuna yaslanıp bir buruk hüzün bir kaç damla gözyaşıyla dinlediğim bütün şarkılar..
Kaybolsun gökyüzünün mavileri hiç bitmesin soğuk efkarlı gecem.
Yıldızlar birer birer düşüp semadan yitirsinler ferlerini.
Ben çıkıp kendi hayatımın içinden sessizce sakince hiç yokmuşum hiç olmamışım gibi karşıdan izleyeyim sadece bütün olan biteni..
Aldırma sitemlerime gözyaşlarıma. Bakma ardına..
... "Sen de şimdi git istersen"...
Ama bak ben gittim bu sefer...
Nasıl zor bilemezsin, ben gittim.. Senin için gittim...
"Nefretini alıp gittim" bunu istedim..Neden biliyor musun!!!!!!!!!!! SENİN İÇİN
Ben yazıyordum, biliyordum ki sen izliyordun ve vurdukça vurdum..Neden mi !!!!!!!!!!!
SENİN İÇİN
Hiç inanmadın, yanlış tanıdın, ama bu sefer istediğni yaptım, hemde bilerek...
Nasıl?? nefret ettin mi, söylesene!!!!
Çocuğunun anası olacak kadın nerede??
Şefkati, huzuru , mutluluğu bulacağın kadın nerede şimdi söylesene!!!!
Sen doğru kararlar al diye ben gittim, hemde kendimden nefret ettirerek gittim,
sana engel olmamak adına gittim..
Çok özlüyorum çok, yine de, bu kadar çok severken gittim..
Sen yeter ki mutlu ol diye gittim...
Kendimden çok seni düşündüğüm için gittim..
Şimdi beni kim güldürecek???
Bana kim kızacak, kim ( Kalll.. Gittiğin yerde mutlu ol) diyecek, söylesene KİM!!!!!
Bırak seni sessizce izleyeyim, hiç sesimi çıkarmam söz..
Bil ki senin için gittim ben.. SENİN İÇİN
gülişş
June 29
Alıntı
ÇAĞLARCA :)
Sen gözüm ol, ben senin kulağın, sen ayaklarım ol ben beynin, paylaşalım yürürken bile...
İkimize ihtiyaç olsun, konuşurkende, duyarkende, görürkende..
Sen bir yere bakmak iste, ben gözlerimle orada ne var sana ileteyim..
AĞLAMA!!!!
Onur veren ağlamaz
KOCAMANDIR
Çok büyüktür..
Sen bulunduğun mekana, şeref katar onur katarsın
Senden medet umana sevgi bekleyene, ağlayarak değil, ufak bir tebessüm ile dünyayı ver..
Dünyada senin gölgene birkaç adımlık daha büyüklük eklesin.. Kocaman ol, dev ol, can ol...
Şair der ki;
Hangi takvim yaprağındansın sevgilim
Hangi tarihti bizi kavuşturan,
Ama bilirim ki
Tek seni sevdikçe ömrüm çoğalıyor..
Dedi Çağlar Ca ve bu böyle devam edecek:))))))
Şu zamana kadar dinlediğim sözleri en güzel ve anlamlı şarkı. Sevgiliye yazılabilecek en güzel sözler yazılmış Nihal Atsız'ın şiirini Osman Öztunç harika seslendirmiş.
Alıntı
.
Haydi artık sözler sükut etsin..vuslat anı.. Hadi hazır mısınız...?
Serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru. kapatın gözlerinizi..
aydınlığınız gönlünüzdeki O'na olan sevginiz olsun.. göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza. yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..
Işte dost nedir bilmek mi istersiniz.. menfaatsiz.. korkunuz olmayacak.. acaba demiyeceksiniz.. acaba ben onu sevsem o da beni sever mi korkunuz olmayacak yüreğinizde çünkü O vaat ediyor.. severseniz severim..
ne güzel değil mi sevginize karşılık bulmak.. sevginizin karşılıksız kalmıyacağını bilmek..
şu dünyada yüreğinizi yakan onca dosta.. onca sevgiliye bir çare bir derman.. yürek yakmayan.. yüreğe serinlik veren bir dost.. vedud olan bir dost.. rahman olan bir dost.. rahim olan bir dost.. gafur olan bir dost.. sözünde sadık olan bir dost.. surete değil sirete bakan bir dost..
Dost.. dost.. dost.. diye inleyene Gel.. gel.. gel.. diye nida eden bir dost..
Ben seni sevdim diyene gel kulumsun diyen bir dost..
suretimle.. maddemle değil.. yüreğimle acziyetimle geldim diyene rahmetinle.. şefkatimle.. inayetimle karşılandın diyen bir dost..
Haydi yandıysa yüreğiniz.. yediğiniz darbeler yıldırdıysa sizi.. sevginiz hep sevgisiz kaldıysa.. yüreğinize değer verilmediyse.. artık dayanamıyorum sevgisiz kalmaya diyorsanız
serin öyleyse seccadenizi kıbleye doğru. kapatın gözlerinizi.. aydınlığınız gönlünüzdeki O''göz yaşlarınız süzülsün yanağınıza. yüreğinizde kavrulan aleve serinlik olsun göz yaşlarınız..
O dost ise yürekte serinlik var O dost ise yürekte huzur var O dost ise yürekte coşku var O dost ise yürekte yürek var...
Ve O.. eğer O sevgili ise aşık olunan ise.. İşte o zaman yürekte olana tarif yok.. İşte o zaman yürekte olanı yazacak kalem yok.. İşte o zaman yürekte olanı söylüyecek dil yok.. İşte o zaman O var.. ve O var ise..
Haydi artık sözler sükut etsin.. bırakın yürekleriniz konuşsun..
Seccadeniz sevgiliyle buluşmanız olsun.. göz yaşlarınız sevgiliye hediyeniz olsun.. yüreğiniz sevgiliyle konuşan diliniz olsun..
sevgilinin size nasıl tecelli ettiğini işte o zaman.. işte o zaman anlıyacaksınız..
ve işte o zaman anlıyacaksınız O dost ise her şey dost O sevgili ise her şey sevgili...
can Ahmed im
June 28
Alıntı
senin canın yandımı hiç??

Susuyorum artik... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik…
Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, söyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim...
Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum... Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca caba, neye bunca isyan?
Öyle anlamsız ki yasadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum…
Kalbime bir kursun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yasamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı olurken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaslanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan.
İşte yine susuyorum; siyah bir geceye donuyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri
kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri.......
Söylediklerimden cok Sustuklarımda Saklıyım.. Ve Gizlediklerimde Gizliyim.. Beni anlamak için; Konustuklarımdan çok Sustuklarıma kulak verin.. Aklım Sukütu Sever benim.. Çünkü çok agır ödeştik biz Hayatla.. Ben sonu Ölüm Noktalı yollardan gectim.. Üç Noktalar Koymaz Bana.. .
Alıntı
KELEBEK

Kelebekler insandan daha mutlu yaşadı ömrünü… İnsanoğlu ise onlarca yıla sığdıramadığı ömründen mutlu olmayı başaramadı… Doğum ile ölüm arasında sıkıştı kaldı insanoğlunun ruhu ve sonunda ölümün gideceğini bildiği için, hayatını keşmekeş içinde tüketti… Kelebekler ise anladı hayatın değerini… Sadece bir gün yaşadı kelebekler… Kendisini yaratan kudretin sanatının işlediği kanatlarını gün ışığıyla çırpmadan önce, günler boyunca bir koza içinde, karanlığın zulmetine katlandı… Bir kelebeğe dönüşmeden önce, ipek böceği olarak çektiği o zulmetin paha biçilmez hediyesini, ipek kozası olarak bıraktı insanoğluna… İnsanın paha biçemediği ipliğe, kelebeğin dünyaya geldiği yaşamın rahmi oldu… İnsanın onlarca yıl yaşadığı halde, değerini bilmediği, kısa bulduğu ömre inat, kanatlarındaki Yaratanın fırçasından çıkma sanatı gösterdi insanoğluna, kısacık hayatının her anında… Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler… Ve hayatın ne demek olduğunu, insandan daha iyi bildiler… Hayatın bir ateş olduğunu, yakıp kül ettiğini anladılar ve ateşe pervane oldular. Dört kelebeğin öyküsüdür; Dört kelebek ateşin gerçek sırrına ulaşmaya karar verirler… İlk kelebek ateşin uzağından geçip gelir ve şöyle der; "Ateş aydınlatan bir şeydir." Bu gerçeğin tam bilgisi değildir… İkinci kelebek ise ateşe biraz daha yaklaşıp döner ve şöyle der; "Ateş ısıtan bir şeydir." Bu da gerçeği anlatmak için eksiktir… Üçünü kelebek ateşe iyice yaklaşır, alevler kanatlarına değer geçer ve döndüğünde, "işte ateşin gerçek bilgisi" der, "ateş yakıcı bir şeydir." Dördüncü kelebek bununla yetinmez. Ateşin çevresinde döner, dolanır, kavrulur ve birden bire ateşin içine dalarak bir an parladıktan sonra, alevlerin içinde görünmez olur… Ateşin gerçek bilgisini anlayan tek kelebektir o… Ancak bunun artık diğerlerine anlatacak durumda değildir. Anlatmasına gerek de yoktur… Hiç kimse ateşin ne olduğunu başkasının anlatmasından öğrenemez... Ateşe ancak dokunarak öğrenilir, onun ne olduğu… Hepimiz bu öyküdeki dördüncü kelebek olmayı düşlüyor ama ömrümüzü diğer üç kelebek gibi tamamlıyoruz. Sadece birkaç gün yaşadı kelebekler… Ömrünce gerçek aşkı bulamayan insana inat; ateşin aşk olduğunu bilerek ve aşk için yanmayı bilerek, nihayetin de SONSUZA UÇTU KELEBEK…….
June 27
Alıntı
;)
|
|
|
|
|
|
Herkese Merhaba
Spaces ve Blog yazmak çok eğlencelidir! Bence internette boş işler yapmaktan daha yararlı spaces konusunda yardım isteyenler için böyle bir sayfa oluşturdum... Sayfama girdiğiniz için
TEŞEKKÜRLER...
|
|
|
|
| | | Hasret Türküsü - Suavi June 24
Alıntı
Üç aylar
|
Üç aylar bizim için muhasebe vesilesidir
Ben neyim?Niçin bu aleme gönderildim? yaratılışımdaki sırlrr nedir? günah nedir? sevap nedir? Kur'an bizlere neler emrediyor? Okunduğu zaman bile insanın gönlüne inşirah veren buses nedir? alem nereden gelmiş,nereye gidiyor. bu ölmeler, kalmaların hiktmeti nedir? Nasıl hesap vereceğez? Bu gibi sorular zihnimizi 3 aylarda daha cok kurcalamalı. Üç aylar, kendimizi denetleme, değerlendirme bakımından çok önemlidir. Kendimize sormamız gereken çok soru var: Rabbim ALLAH'tır deyip başkalarınamı bilip bilmeden tapınıp duryorum? Resulüm Hz. Muhammed'dir (sas) deyip başkalarının sünnetlerini mi harfiyen uyguluyorum? Kitabm Kur'an dır deyip, başka kitaplarımı kendime rehber edinmişim? şeytan düşmanımdır deyipde sonra sürekli onun isteklerinimi yerine getiriyorum? ALLAH en güzel vekilimdir deyip, sürekli Onu üzüyormuyuüm? Bugün e kadar kaç kişinin hidayetine vesile yada engel oldum? kaç yetimin başını okşadım yada aldığım kararlarla kaç kiuşiyi yetim bıraktm? Evet, üç aylar bütün bunları kendimize sorup bir durum değerlendirmesi yapmak, bu mübarek günlerin, gecelerin ve ayların şuuuruna varmak demektir. |
|
 | June 23
Alıntı
MAL BEYANI
Bakın Can Baba , zamanında "mal beyanını" nasıl bildirmiş:
1- Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
2- Gökyüzünde bi bulut
3- Bitlis'te beş minare
4- Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5- Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın, öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
6- Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7- Palandöken'de bir palan, iki döken
8- Kastamonu'da üç kasto
9- Üç fay hattı
10- Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma
11- Dünyada mekan
12- Ahirette iman
13- Denizde kum
14- Uzayda yerçekimsizlik
15- Bi çuval gazoz kapağı
16- Bi kibrit kutusu sigara izmariti
17- On sekiz saç biti
18- Biri İngilizce 6 adet küfür
19- Yirmi tane boş naylon poşet
20- Bi sürü saç sakal, kıl, tüy, yün
21- Üç ayrı parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank
22- Bi ayakkabı çekeceği
23- İki büyük taş kütlesi
24- Bir adet ağaç gölgesi
25- Üç kuş kanadı sesi
26- Bi sürü kedi köpek
27- Bi Marmara denizi
28- Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
29- Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
30- Çalıp çalıp kaçılan beş melodili apartman zili
31- Nakit 15 kuruş
32- Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
33- "Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür" June 22
Alıntı
sevgi bitmez
Çocuk gözler,sevgili gözler,kocaman hüzünlü gözler..Bir yüze,bir çift göze ancak bu kadar yakışırdı hüzün..Boş bırak bir yanını ben geleceğim nasılsa.Taş plaklardan kalma bir sevdayla oturacağım yanına..Ben geleceğim boş bırak bir yanını.Unutma..Bir yanından bir yanına sırılsıklam olacak avuçların.Şimdi sen uykudasın.Bir resmin var başucumda,gözlerindeki hüzün daha bir ortada daha bir uzun siyah saçların..Şimdi sen uyuyorsun.Senin gecelerin uzunsa benim sevgim upuzun.Seni çok özlüyorum.Buna hakkım var mı diye sormak bile saçma.Önce sordum ama ne hakla özlüyorsun sen onu diye..Sonra kızdım kendi kendime..Kendime bir kahve yaptım,pencerem açık,hava çok sıcak..Radyoda bir şarkı çalıyor yarısı hasret yarısı hicran,bütünüyle ayrılık kokan bir şarkı..Anılarını eskitmeyenlerin acıları çok olur,umutlarıda çok..Sana çok şey söylemek,belki yıllardır kimselere söylemediğim her şeyi sana söylemek istiyorum.Ah şimdi burada yanımda olsan ne iyi olurdu.Senin yanımda olman kadar hiçbir şey beni daha fazla heyecanlandırmazdı..VE BİLİYORMUSUN BEN SENİ ÇOK ÖZLEDİM. 01:56 cuma
Alıntı
DOST
Dost
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... 'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş.. Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş... Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri... 'Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız' diyebilmeli... Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz… CAN DÜNDAR June 18
Alıntı
Konuşulan konu Konuşulan konu DOSTUM'A
Alıntı
Konuşulan konu DOSTUM'A
Alıntı
DOSTUM'A
DOSTUM'ADosluğumuz İstanbul kadar büyük Berlin kadar anlamlı Ağrı dağı kadar yıkılmaz van gölü kadar çekici Erzurum kadar yiğit olsun Kim kimi unutursa Aşkale serserilerinden beter olsun!!!
Sıradan Bir Dost Evine Gelince Misafir Gibi Davranir gercek Bir Dost Buz Dolabini Acip Istedigini Alir
siradan Dost Hayatta Senin Agladigini GÖrmez gercek Dostun Omuzu Senin Gözyaslarinla Islanir
Siradan Dost Senin Ve Aİlenİn Telefon Numarasini Bilmez GerÇek Dostun Telefonunda Onlarin Numarasi Yazilidir
Siradan Dost Partine Katilinca Sana Bir Kola Getirir GerÇek Dost Partine Sana Yardim Etmek Icin Erken Gelir, Evi Toparlamak Icin Gec Saatte Gider
Siradan Dost o uyurken onu aramana çok sinirlenir. Gerçek dost sinirlenir ama uyandırdığın için değil,derdini u kadar geç anlattığın için
Siradan Dost Bir Kavgadan Sonra Dostlugun Bittigini DÜsÜnÜr GerÇek Dost Bir Kavgadan Sonra Seni Tekrar Arar
Siradan Dost Senin Daima Onun Arkasinda Olmani Ister GerÇek Dost Senin Icin Her Seye Hazir Ve Daima Arkanda Olandir

Tüm Dostlara.....
Alıntı
SEVGİLİYE...
SEVGİLİYE...
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça ısınıyor, anlattıkça üşüyor yüreğim....
Bugün sardunyalarımda açmadı
Belkide küskün renklere..
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın..
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun ? Orada mısın?
Var mısın? Yok musun?
Bir tek seyi unutma....
SENİ SEVDİM BEN..
Yanaraak , yıkılarak....
Aklıma her geldiğinde ağlayarak.........
|