Canısı's profileGÖNÜL adlı kullanıcının ...PhotosBlogGuestbookMore Tools Help

Blog


    December 04

    ENGeLLiYiM... HaYaTıN iÇiNDe NiCe HaYaTLaR VaR

     

    Alıntı

    ENGeLLiYiM... HaYaTıN iÇiNDe NiCe HaYaTLaR VaR


    Ben engelliyim diye acıyan gözlerle bakmayın,

    Rabbim böyle dilemiş, budur benim imtihanım,

    Allah'tan gelen herşey güzel, bana verilen hayatı yaşarım,

    Ne olursa olsun kulluk sözleşmemi yerine getirmektir muradım.

        

    Görmüyorsa gözlerim, Cennet'te göreceğim,

    Tutmuyorsa dizlerim, Ahirette yürüyeceğim,

    Özürlü, engelliyim diye isyan mı edeceğim,

    Allah'a kul, Resul'üne ümmet olmak hedefim.


    Dünya bu, sıkıntıyı biz daha çok çekeriz,

    Engelli olmak varmış, kaderimiz,

    İsyan etmeden, yaşama küsmeden...

    Biz Rabbimize sonsuz şükrederiz.

    Bizi bu halimizle sevenlere muhabbet besleriz,

    Yardımcı olmaya çalışanları gönülden severiz,

    Engelliyiz diye kimseye yoktur garezimiz,

    Mevlamızın rızasını kazanmaktır gayemiz.


    Ey vücudunun azaları yerli yerinde olan insanlar,

    Verilen nimetinin farkına varamayanlar,

    Sizlerde birgün engelli olmaya adaylar,

    Unutmamalısınız ki hayatın içinde nice hayatlar var.

    RıZa BeRKaN GÜLER /25.08.2009 - 05.45

     Şiir, yazı ve makalelerimiz kaynak gösterilmek şartıyla iktibas edilebilir.

    Eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir.
    BEĞENDİYSEN VE ALANINA EKLEMEK İSTERSEN YORUM YAZ - BLOG AL'A BAS SENiN OLSUN.
    September 26

    GÜZ€L SÖZLER

     

    Alıntı

    GÜZ€L SÖZLER
     ♥ SENI UZAKTAN SEVMEYI,SANA BAKMADAN GORMEYI,SENI DUYMADAN DINLEMEYI,GOZYASLARIMLA GULMEYI,KAVUSMAK ICIN SABRETMEYI OGRENDIM AMA, SENSIZ OLMAYI ASLA OGRENEMEDIM.
     
     ♥ DOST VURULUNCA DEGIL, UNUTULUNCA KAHRINDAN OLUR. BIZ SEVDIKLERIMIZI KIR CICEGI GIBI AVUCUMUZDA DEGIL, KURSUN YARASI GIBI GONLUMUZDE SAKLARIZ.
     
    ♥ SEN HIC DENIZIN DIBINE BAKTIGINDA YESIL ORMANI GORDUN MU? SAKIN IMKANSIZ DEME; CUNKU BEN SENIN GOZLERINE BAKTIGIMDA OLULERIN BILE SAHIT OLAMADIGI CENNETI GORDUM
     
    ♥ OZLEMEK GUZEL SEYDIR, OZLUYORSA OZLENEN. BEKLEMEK GUZEL SEYDIR, GELECEKSE BEKLENEN. SEVMEK GUZEL SEYDIR, SEVIYORSA SEVILEN...
     
     ♥ BU DUNYADA 6 MILYAR INSAN VAR,30 MILYONU UYUYOR, 20 MILYONU YEMEK YIYOR, 10 MILYONU MUZIK DINLIYOR, 1 GUZEL KIZ DA MESAJ OKUYOR...
     
    ♥ OYLE SENDEN COK UZAKLARDA DEGILIM, GORMESINI BILEN GOZLERIN BAKISINDAYIM. BELKI SANA SENDEN DAHA YAKIN BIR YERDE, CARPAN KALBININ HER ATISINDAYIM...
     
      ♥ GOZLERIN NEHIR, KASLARIN KOPRU OLSA TAM ORTASINDAN GECERKEN IPLER KOPSA, YANAGINDAN SUZULUP DUSSEM DUDAGINA. BENI OPERMISIN YOKSA BIR GOZ YASI GIBI SILERMISIN..
     
    ♥ SEVGIYI GOSTERECEKSIN, SOYLEMEK YETMEZ. SEVGI GOZLERINDE OLACAK, SOZLERIN YETMEZ. SEVGI HERSEYDIR, KALBE HAPSEDILMEZ. SEVECEKSIN BENIM GIBI AMA YUREGIN YETMEZ..
     
      ♥ LAYIK OLDUGUN YER SENI KABUL ETMESE BILE, GIYDIGIN GELINLIK YERINE KEFEN OLSA BILE, ARDINDAN GOZYASI DOKENIN OLMASA BILE, BEKLEME ARTIK DONMEM SANA...
     
    BENİM için SENİ görmek SUYA benzer SENİNLE yaşamak İSE nefes ALMAYA susuz ÜÇ gün YAŞARIM ama NEFES almadan ASLA!!!!!!!
     
    BiR nAsİhAt= KeNdİnE dİkKaT eT bİr RiCa= SaKıN dEğİşMe BiR dİlEk= BeNi UnUtMa bİr YaLaN= SeNi HiÇ sEvMiYoRuM BiR gErÇeK= SeNi ÇoK öZlÜyOrUm
    July 30

    HER YANIM UMUT HER YANIM SEN KOKUYOR..........

     

    Alıntı

    Konuşulan konu ..........HER YANIM UMUT HER YANIM SEN KOKUYOR..........

     

    Alıntı

    ..........HER YANIM UMUT HER YANIM SEN KOKUYOR..........
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     

            

     

     

     

     

     

    İstanbul sen kokuyor  bebeğim

     

     

     

     

     

     

     

     

    bedenim istanbul kokuyor 

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    namusumun ve şerefimin üzerine yemin ederim 

     

     

     

     

     

     

     

     

    olmadı senden başkası  ve olmayacak  Üzgün

     

     

     

     

    Çingene Resimleri


     

     

     

    fal bakıyor garip bir çingene

     

     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
     

     

     

     bir gün o beklediğim gemiyle dönüyorsun

    yanında bir başkası kucağında o hep istediğim bebek

     saçlarına aklar üşmüş  beni tanımıyorsun bile Mahcup

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     
     kimseye soramıyorum seni!
    kirlenme diye hiç öpmedim ya...
    belki başkasını seversin diye,
    hiç söylemedim sana sevdiğimi.
     
     
     
    bilmiyorsun, Ağlayan
    boğazımda düğümsün!
    yutkunsam gideceksin,
    yutkunmasam...
    ölürüm...!
     
     
     
     
     
     
     
      
     
     
           
     
     
     
     
     

    melekler şehrine gider

    TIKLA DÜŞLERE DALDil çıkaran

     
     
                     
     

     

     

     

     

     Image Hosted by ImageShack.us
    @lew
     
     
     
     
     
     
     
      
     
     

     

     

     

     

    July 21

    AŞK AYAKKABI GİBİDİR

     

    Alıntı

    AŞK AYAKKABI GİBİDİR
    Bedenin yükünü ayaklar taşır,ruhun yükünü yürekler.. bütün ağırlığınızı ve yorgunluğunuzu kaldıran ayaklarınız için rahatlığı ve şıklığı bir arada barındıran ayakkabıyı seçersiniz.
    İçinizin acılarını,sıkıntılarını,kırgınlıklarını ve hayallerini yüklenen yüreğiniz için de huzur verici ve "güzel" bir aşk ararsınız.
    Zaten aşklar da ayakkabılar gibidir...
    Bazıları çamur yağmur,toz toprak kar buz gibi her türlü "kötü hava"koşullarına dayanıklıdır.
    Bazıları ise ummadığınız kadar kısa zamanda çabucak "yamulur"ilk yağmurlu havada "altı açılır" veya güzel havalarda bile "iki günde bozulup"gider.
    Aşkları da ayakkabılar kadar "itinayla"seçmezseniz,tıpkı ayağınızda olduğu gibi yüreğinizde NASIR oluşabilir.

    Dar gelen bir ayakkabıyı sadece tarzını beğendiğiniz için "zamanla açılır"diyen satıcıya inanarak alırsanız,zaman içinde ayak kemiklerinizde "deformasyon" başlar.
    Ruhunuzu daraltan bir aşk içinde yalnızca fiziksel beğeniye kapılıp"zamanla düzelir" diyenlere kanarsanız, yine zamanla içinizdeki olumlu duyguların "çarpıldığını" görebilirsiniz.

    Aşık olabileceğiniz insan türü,tıpkı ayakkabılar kadar değişik stillerde,farklı kalitelerde ve sayısız "renktedir"....
    Aşkı bir çeşit serüven olarak"spor"gibi yaşayanlar, aynen "spor ayakkabı"gibi dikkat çekici ve rahat kişileri bulurlar.
    Tersine aşkta tutucu ve istikrarlı olmayı benimseyenler "klasik ayakkabı"gibi muhafazakar çizgiler taşıyanlara tutulurlar.
    Dekolte ayakkabılar gibi sadece cinsellik ve eğlence zevkleriyle ateşlenen aşklar vardır.
    "Bez"ayakkabılar gibi kısa ömürlü "tatil aşkları"ise hemen herkesin kişisel tarihinde mevcuttur.
    "Marka"ayakkabı alır gibi,sevgilinin kariyerine ve maddi durumuna "tutulan"aşıklar görürsünüz.
    Katı plastikten "yağmur çizmesi"edinir gibi mantık süzgecinden geçirip "işe yarar" biçimde yaşamak isteyenleri de bilirsiniz.

    Ayrıca ne tuhaf ki,psikolojik testlerde "zaafı"olup evine sayısız çeşitte ayakkabılar yığan insanların aynı zamanda "değişik" türde aşklara da zaafı olduğu söylenir.

    Evet,aşk "ayakkabıdır".
    Aynen ayakkabınıza bakım yapmayıp "hor"kullandığnız zaman kolayca eskittiğiniz gibi, aşkınıza da dikkatli davranmayıp özen göstermediğiniz zaman kısa sürede "eskitirsiniz".
    Ve nasıl ki"delik"bir ayakkabıyı tamir ettirdiğinizde yalnızca"bir miktar"ömrünü uzatmış olursanız;"delik"bir aşkı onarmaya kalkıştığınızda da "asla eskisi gibi olmayacaktır"!

    CAN DÜNDAR.
     
    (CAN DÜNDAR'IN YÜREĞİNE SAĞLIK )
     

    mutluluk acaba nerede

     

    Alıntı

    mutluluk acaba nerede
     
     

    Mutluluğu arıyoruz hepimiz acaba nerede

    Kimimiz aşkda sanıyoruz kimimiz parada kimimiz dostlukta...

    Gerçek mutluluk nerde acaba ?

    hiç ummadığımız şeylerden mutlu oluruz bazen uyumaktan mutlu oluruz pazar günü gerile gerile bazen ise çalışmaktan. bazen küçüçük bir çiçektir bizi mutlu eden sevgiliden gelen bazen ise küçüçük bir söz...

    ama hiç ummadığımız şeylerden de hüzünleniriz sinirleniriz belkide

    öylesine sıkıcıyken hayat mutlu olmayı nesnelerden kişilerden beklemek ne derece doğrudur bilinmez. Bana göre mutluluk insanın kendisindedir mutluluk içimizdedir neyle mutlu olmak istediğimizi biz seçeriz bir resim bulur mutlu oluruz para bulur veya sevgilimizin gözlerinde mutluluğu yakalarız veya telefonumuza gelen bir mesajdır bizi mutlu etmeye yeten kim bilir kimin neden mutlu olacağını

    herşeye rağmen mutlu olmak nedir acaba ?
    Küçük bir çocuk parka gitmişti banka oturdu yırtık sökük ayakkabılarına baktı ve dizlerine koydu başına başladı ağlamaya

    bir çocuk geldi yanına noldu diye sordu
    çocuk başını bile kaldırmadan hıçkırarak konuşmaya başladı ;
    -beni aralarına almıyor arkadaşlarım dedi ve devam etti
    -baksana ayakkabılarıma yanları yırtık top oynarken vuramıyorum düzgünce ve arkadaşlarım rahatsız oluyorlar bundan ve beni oynatmıyorlar ama babama kızamıyorum alabilse alacağını biliyorum ama benim neyim eksik dedi içini çekerek daha da artmıştı ağlaması
    bende istiyorum yeni ayakkabı bende istiyorum arkadaşlarımla oyunlar oynamak diye sıraladı...

    Diğer çocuk durdu ve dudağından birkaç kelime döküldü ;

    evet dedi ben de isterdim ayakkabı giyecek ayaklarım olmasını bende isterdim koşarak oynamayı bende isterdim babamın bana yeni ayakkabı alacak ayaklarımın olmasını dedi ve devam etti

    ama olsun bak olmasada yeni ayakkabılarım olmasada ayaklarım seninle konuşabiliyoruz ve seni mutlu edebilirim belki dedi belki sen bana yardım edersin yırtık ayakkabılarınla beni gezdirirsin dedi

    çocuk gözlerindeki yaşları sildi ve ayağa kalktı üzüntü yerine bir mutluluk sarmıştı bir an için..

    Mutluluk kaybettiklerinizde değil belkide sahip olduklarınızdadır lütfen içinizdeki mutluluğu bilin kıymetini ve paylaşın

    Mutluluk paylaşıldıkça çoğalır

    Sağlıcakla ve mutlu kalınKırmızı gül
    __________________
     

    EVİ OLMAYANA KIZ VERMEYEN BABA

     

    Alıntı

    EVİ OLMAYANA KIZ VERMEYEN BABA
     
     
    Bir okuyucumdan şöyle bir soru geldi:"Ağabey, kızımızı istiyorlar. Aileyi tanıyoruz, muhterem insanlar. Fakat talip olan beyin bir evi yok, maaşı da çok iyi değilmiş. Ahlâken iyi bir insan olmasına rağmen, maddî yönden kızımız sıkıntı çeker diye vermek istemiyoruz. Size danışmak istedik."

    Bir arkadaş, asortik bir hanıma evlenme teklif etmiş. O hanım da demiş ki; "Senin maaşın benim elbise parama yetmez." Evlilikte önemli olan denk olmaktır. Evlenecek kişiler, servette, fizikî güzellikte, kültürde, dinde, görgüde denk olmalıdır. Bunun dışında "niye evi yok, niye maaşı az?" diye düşünüp kızı vermemek, rızık korkusuyla çocuğunu aldırmak kadar günahtır. Çünkü rızık, Allah'a aittir.

    Bir hanım, evi, parası var diye bir beyle evlense, adam daha ilk günden içki şişesini koysa masanın üzerine, başlasa içmeye, daha mı iyi?

    Erkek, hanımına bakmak zorundadır. Kadın, evlenmeden önce, "bu adam beni geçindirebilecek mi, yoksa perişan mı edecek?" diye düşünmelidir. "Fakirlik, küfre yakındır." buyuruyor Peygamberimiz. Başkalarına muhtaç olmak zordur. Yani erkek, evini geçindirebilecek durumda olmalıdır. Fakat evini geçindirecek durumda olması demek, evi olsun, arabası olsun, maaşı yüksek olsun demek değildir.

    Almanya'dayken bir aile beni yemeğe davet etti. Şahane bir sofra kurmuşlar. Amma kadının suratı beş karış! Kalbime bir acı saplandı. Yemeklerden bir iki lokma aldım, "rahatsızım" deyip sofradan kalktım. Hey gidi zenginlik, dedim, sen ne işe yararsın!.. O arkadaşın hayatını bana verseler on kuruşa almam!

    İnsan ev bulur, huzur bulamaz, servet bulur harcayamaz, yemek bulur yiyemez. Bu sebepten dünya malları, Müslüman için hedef olmamalı. Çünkü her dünya malının içinde bir zehir vardır.

    Neyi hedef alırsak, ona teslim ediliriz. Neye güvenirseniz, ona havale edilirsiniz. "Malım olsun, mülküm olsun" tamam olsun. Allah cömerttir. Allah'a güveneni Allah korur. Paraya güveneni para ne kadar korur, onu bilemiyoruz. Peygamberimiz, "Sen onun dindarlığına bak." demiş. Çocuğunuzu paraya, eve teslim etmeyin. Rızkın ne olacağını kim bilebilir? Nice fakirler zengin oldu.

    İslam'a göre kadın, Allah'ın emanetidir. Erkek, karısına ve çocuklarına bakmakla mükelleftir. Karısının beslenmesini, giyimini, geleceğe yönelik ihtiyaçlarını en güzel şekilde karşılamaya çalışmalıdır.

    Bu devirde içkiden, kumardan, kız (erkek) arkadaştan uzak kalmak, bir genç için büyük keramet!.. İşin bu kısmına bakmadan, "evi var mı, maaşı çok mu?" demek, İslamiyet'i anlamamaktır. İnsan evvela ahlâklı olacak. İnsan ahlâklı olunca aldığı parayla geçinir. Ahlâksız olunca, milyarlar da kazansa geçinemez. Ocakları söndüren, haramlardır.

    Bir konferansımda demiştim ki:

    "İslamiyet'i öğrenin. İsteklerinizi azaltın. İnsanların söylediklerine değer vermeyin, İslam'a bakın, İslam ne diyor?

    Dertlerinizi küçültün. Fiilî duayı çoğaltın. Allah cömerttir. Çalışırsanız size de verir. Gâvura veriyor da sizi ayıracak mı?"

    İslam'ın bir kısmı atılıp bir kısmı yaşanmaz. İslam, külli olarak yaşanır.

    Veliler, Allah'tan çok şey istemezler. Derler ki: "Ya Rabbi, neyin hakkımda hayırlı olduğunu bilmiyorum. Sen hayırlısını ver."

    (HEKİMOĞLU  İSMAİL)


     

     
     
     

    KIRILAN KALP

     

    Alıntı

    KIRILAN KALP
     

    Kırılan Kalp

    Bir dal kırılırsa tekrar tutabilir Bir cam kırılsa belki tekrar yapıştırmak kabildir Bir kuşun kanadı kırılınca uçamaz zannedilir; iyileşince uçması mümkün

    Ya kalbin kırılışı, inkisara uğrayışı, bin parça oluşu, yok mu, ne onulmaz şeydir o? Sonsuz hayatı kaybettirir insana Maddi şeyler kırılınca yapıştırılır, birbiri ne tutturulur da yine bir şeye benzer Fakat manada öyle mi? Bir kere kırılan kalbin parçalarını hangi maharetli el birleştirebilir? Mevlanın nazar-gahı olan gönüldeki inkisar, yüzde teessürünü gösterince o gönlü almak ne kadar müşküldür artık

    Bazen bir söz, karşıdaki insanın dünyasını yıkar, harab eder Bazen bir bakış öldürür insanı Bazen de bir yüz ifadesiyle kaynar su dökülmüş gibi olur kişi başından aşağı

    “İlim ü amel ne fayda
    Bir gönül yıktın ise”

    dediği gibi şairin, büyük bir cürümdür gönül yıkış

    Hele hele hassas insanların kırılışı bambaşkadır Böyle kişilere karşı oldukça dikkatli hareket etmek gerekir En küçük kırıcı bir söz ve hareketten kaçınmalıdır insan Zira gönül yarasının merhemi yoktur Kırılan harab olan bir gönülden yükselen feryat da kabule karindir Hakkın katında Zira “Mazlumun ahı gökyüzüne kıvılcım şeklinde yükselir” buyuruyor Nebiler Nebisi

    İnsan ne kadar sert mizaçlı olursa olsun, eğer dikkat ederse gönül yıkmadan, kalb kırmadan, bir ömür sürebilir Hiçbir zaman “Tabiatını, huyum” diyerek atamaz bu vebali üzerinden Zira yapılan hareketlerde Mevla’ya karşı sorumluluğunu unutmamalı insan Ve hesap vereceğini

    İşte sert ve haşin mizaçlı, celadetli bir zat olan Ömer bin Hattab’ın sözü: “Ey Kabe! Seni bin kere yıksam tekrar yapabilirim Fakat kırılan bir kalbi asla!”

    DİKENSİZ GÜL AÇIYOR MU?

     

    Alıntı

    DİKENSİZ GÜL AÇIYOR MU?



    “…Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz
    mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi
    sevmeniz de mümkündür. ALLAH bilir, halbuki siz bilemezsiniz”
    Bakara/216

    demektedir Cenab-ı Hakk… Biz bilemeyiz…

    bilemeyiz bizim için iyi mi hayırlıdır kötü gözüken mi?
    Ama bildiğimizi sanıp, başımıza gelenlere yorum yaparız…
    Hani ayırırız ya hayır ve şer diye…
    hani hep başımıza gelen hayır olsun isteriz ya..
    hani hep kötü işler gelip beni mi buluyor deriz ya isyan edercesine….
    hani gülü sever de dikenine yüzümüzü buruşturarak bakarız ya..
    Maksat hep güzelliklerin bize verilmesi midir yoksa güzelliklere
    layık olunması mıdır hiç düşünmeyiz. Gülü severiz de dikenine
    burun kıvırırken, unuturuz dikeni yaratanın da gülü yaratanın da
    aynı olduğunu…
    Sevgiliden gelen her şeye katlanmalı, bilinmeli ki
    güle gül kokusunu veren dikendeki özsudur aslında…
    Daima O’nun gülüne de dikenine de razı olmak varken
    neden bilmeyiz ; gül koklamak isteyenin,eline dikenin
    mutlaka batacağını…Unuturuz her nimetin bir külfeti olacağını…

    Hz. İbrahim; fakir ve yolda kalmışlara, mutlaka sofrasını açar,
    az çok ne varsa onlarla paylaşırdı. Rabbinin rızasını kazanmış
    bu yüce Peygamber; yine bir gün sofrasına kabul ettiği ama
    ALLAH’ın adını anmadan yemeğe başladığı için kızdığı bir kul
    için ne diyor Cenab-ı Hakk…
    ” Ya İbrahim! Ben bu kulumu, beni inkâr etmesine rağmen
    40 yıldır besliyorum da, sen bir öğün mü doyuramadın?”

    Bize gül ikram edene nasıl teşekkür edeceğimizi bilemeyiz…
    ama bu gülü ikram eden, üstelik sevgisini ve rahmetini
    her daim hissettiren Yüce Mevla’mıza nasıl teşekkür etmeyiz ki?

    Onun gönderdiği gülleri koklamaktan çekinmezken,
    dikenine neden nankörlük ederiz ki…

    Bizi sevgisinden yaradan yüce ALLAH, bizlere isteyerek
    zulüm yapmaz, zora koşmaz, bela ve musibetlerle sınamaz…
    Bunların hepsi, nefsimize uymadığından bizim düşüncelerimizde
    oluşan musibetlerden başkası değildir…

    Hele birde; doğumumuzdan ölümümüze kadar geçen sürecin;
    O’nu daha çok anmamız, O’nun sevgisine daha çabuk ulaşmamız,
    O’na yönelmemiz, O’nun rızasını kazanmamız için geçen bir imtihan süreci olduğunu idrak edebilsek…

    Hele birde; O’ndan gelen hayır ve şerre razı olabilsek, isyan etmeden “Rabbim benim için hayırlı olanı böyle takdir etti,
    o halde bana teslim olup O’na daha çok yönelmem gerek” diyebilsek…

    Hele birde; “ Yarabbi! her şeyi yaradan sensin..
    işte sırf sen yarattın diye cennetine de razıyım, cehennemine de “ diyebilsek..

    Açıp ellerimizi de, bakalım avuçlarımıza…

    Dikensiz gül açıyor mu ?
    July 20

    SEVGİ ŞİFADIR

     

    Alıntı

    SEVGİ ŞİFADIR

     


     

    Sevgi şifadır..

    Sevgi Şifadır..

    Derler ki: "Sevgi, ruhlar arasındaki benzeşmeden

     dolayı

     oluşan imtizac ve kaynaşmadan ibarettir.

     

    Nitekim bir suyu diğer bir suya

     karıştırınca birbirinden ayıklamak imkansızdır.

     

    Bu nedenle iki şahıs arasındaki sevgi öyle bir noktaya

    varmaktadır ki, birisi diğerinin acısını duyar olur;

     onun haberi olmadan yakalandığı

    hastalığa yakalanır

     

    Sevgi aynı kaderi paylaşmaktır. Öyle bir paylaşma ki

    iki tarafın kalbine huzur ve ferahlık getirsin;

    hastalıklara deva olsun.

     

    paylaşılmayan sevgi yalnızca bir dert ve acıdan ibarettir.

    Eğer eşit bölünmezse,gönlü, sevginin diğer

    yarısı olan dert istila eder.

     

    Bu yüzden tek taraflı sevgi acı; karşılıklı sevgi de sevinç verir.

    Birbirini seven iki kişi arasında sevgileri

    derecesinde bir benzerlik vardır.

     

    Menfaatlerde, karakterde veya amaçlardaki benzerlikler gibi.

    Bunlardan en etkin olan sevgi karakterdeki

    benzerlik sonucu doğan sevgidir.

     

    Bunda karşılık beklenmez ve insan, sevgisini izhar için daima kendisinin ruh ve ulviyet yönünden benzerini,

    eşini arar ve ancak ruhun eşi ile

    sükunet bulur.

     

    Hani ayet-i kerimede buyurulduğu gibi:

    Sizi bir tek nefisten yarattı ve kendisiyle durulup yatışması

     için ondan da eşini var etti (A'raf, 189)"

     

    Sevenin ruhu sevilene meyilli yaratılmış olup

    kendisini ona yakın hisseder.

     

    Sevilen bu yakınlığı duymuyorsa eğer,

     arada sevgiyi perdeleyen maddi yahut manevi

    engeller var demektir.

    Engeller sevenin yüreğine,

    sevginin ikizi olan acı biçiminde yansır.

     

    Sevilenin bu sevgiye karşılık vermesi;

    ancak engellerin ortadan kalkmasıyla mümkündür ve o vakit,

    acı da birden bire sevgiye dönüşür.

     

    Diğer bir ifade ile sevgi eşit bölününce, acı alır başını gider.

    Kalpler karşılıklı aynı sevgi ile

     dolunca dert hafifler,

     

    sevinç çoğalır.

    Kulların rızkını paylaştıran Allah,

     sevgiyi de onlar arasında eşit paylaştırmıştır; çünkü.

     

    Seven iki kişiden birinin başına gelen, hastalık veya esenlik, diğerinin de başına gelmeyince aradaki gerçek sevgi anlaşılamaz,

    acı kendini gösterir Hani eski bir şairin dediği gibi:

    "Rabbim! Şayet aramızdaki sevgiyi

    bölüştürmeyeceksen,

     

    bari onun yokluğuna da yanabilecek katı bir yürek nasip et bana

    Eğer sevgili hasta iken hasta olmuyorsak gerçek

    sevgiyi ve sevinci tadamayız.

     

    Sevgilinin hastalığına ziyarete gidince hastalanan Aşık,

    elbette sevgilisi ziyaretine gelince onu

    görür görmez iyileşecektir.

    Rüyâda bildirilen beş sır!

     

    Alıntı

    Rüyâda bildirilen beş sır!
    Rüyâda bildirilen beş sır!


    Önceki Peygamberlerden birisi, bir gün bir rüyâ görür. Rüyâsında kendisinden, sabahleyin kalkınca karşısına ilk çıkan şeyi yemesi, ikinci olarak karşılaştığı şeyi gizlemesi, üçüncü olarak karşılaştığı şeyi kabûl etmesi, dördüncü olarak, karşılaştığını yeise, ümitsizliğe düşürmemesi, beşinci olarak karşılaştığından da kaçması istenir.

    Sabah olur. O peygamber aleyhisselâm kalkınca, karşısında gözüne ilk çarpan büyük ve kapkara bir dağ olur. Bu manzara karşısında duraklar, hayrete düşer ve kendi kendine, "Rabbim bana onu yememi emretti. Rabbim bana, gücümün yetmeyeceği şeyi emretmez" diye düşünür.

    Onu yemeğe azmederek oraya doğru yürür. Fakat yanına yaklaşınca dağ birden küçülür, küçülür ve baldan daha tatlı bir lokma hâline gelir. Peygamber onu yiyerek yola koyulur.

    Biraz gidince karşısına altın bir tas çıkar. Hemen bir çukur açarak onu toprağa gömer ve tekrar yola koyulur. Fakat biraz gittikten sonra dönüp arkasına baktığında altın tasın toprağın üstüne çıkmış olduğunu görür. Geri döner. Onu tekrar gömerek yine yoluna devam etmek üzere hareket eder. Fakat biraz gidince yine dönüp geriye baktığında, altın tasın yine dışarıda olduğunu hayretle müşâhede eder. Bu dönüp gömmeler birkaç defa tekrarlandığı hâlde altın tas yine üste çıkar. Nihâyet peygamber, "Ben, Rabbimin bana olan emrini yerine getirdim" diyerek onu gömmek için bir daha geri dönmez ve yoluna devam eder.

    Biraz gidince, kendisine doğru gelen bir kuşla karşılaşır. Kuşun peşinde de bir şâhin var. Kuş, "Ey Allahın nebîsi, beni kurtar" diyerek Peygamberden yardım ister, Peygamber de onu himâyesine alarak, "Üçüncü olarak karşılaştığın şeyi kabûl et" emri gereğince onu yeninin içine saklar.

    Bu arada onu avlamak için peşinden gelmekte olan şâhin gelip, "Ey Allahın nebîsi, ben aç idim. Sabahtan beri onu avlayıp karnımı doyurmak için uğraşıyordum. Tam yakalayacağım sırada onu benden aldın. Rızkıma mâni olma!" der. Bu sırada Peygamber aleyhisselâm, "Benden, üçüncü olarak karşılaştığımı kabûl etmem, dördüncü olarak karşılaştığımı da yeise düşürmemem istenmişti. Üçüncü bu kuş. Onu kabûl edip kurtardım. Ya dördüncüyü ne yapayım? Onu ümitsizliğe düşürmemem lâzım" diye düşünür. Yanında bulunan etten biraz keserek beklemekte olan avcı kuşa atar. O da onu alıp gider. O uzaklaşınca saklamakta olduğu kuşu da salıvererek yoluna koyulur.

    Yolda ilerlerken beşinci olarak pis kokulu bir cîfe, pislik ile karşılaşır. Geceki rüyâ gereğince ondan da süratle uzaklaşır. O gece rüyâsında kendisine gündüz olan hâdiselerdeki hikmet, sır şöyle izâh edilir:

    "Birinci olarak, çok büyük ve kapkara bir dağ olarak gördüğün ve sonradan baldan daha tatlı bir lokma hâline gelen şey, öfke ve kızgınlıktır. Öfke, önce büyük bir dağ hâlindedir. Sabır edildiği ve yenildiği zaman baldan daha tatlı bir lokma olur.

    İkinci olarak karşılaştığın altın tas, güzel ve iyi amellerdir. İyi ve güzel ameller, hareketler, davranışlar ne kadar örtülürse örtülsün, yine de açığa çıkar ve kendilerini belli ederler.

    Üçüncü olarak, sakladığın kuş, sana sığınana ihânet etmemeni, himâyene almanı öğretmek istemektedir.

    Dördüncü hâdise, birisi senden bir şey istedi mi, kendi ihtiyâcın olsa bile onun hâcetini görmek gerektiğine işârettir.

    Beşinci olarak karşılaştığın ve kendisinden kaçtığın pis kokulu cîfe gıybete işârettir. Gıybet eden, ötekini-berikini çekiştiren insanlardan, pis kokulu cîfeden kaçarcasına kaç!..

    a

    GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

     

    Alıntı

    Konuşulan konu GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

     

     

    GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!
    BIR HAYAT DERSİ
     

    GÜNLERDEN BİR GÜN KURBAĞA YARIŞI DÜZENLENMİŞ!!!

    HEDEF YÜKSEK BİR KULENİN TEPESİYMİŞ..

    KALABALIK ONLARI GÖRMEK VE ALKIŞLAMAK İÇİN TOPLANMIŞ.

    YARIŞ BAŞLAMIŞ
    ASLINDA KİMSE ONLARIN TEPEYE VARACAKLARINA İNANMIYORMUŞ...

    VE ŞÖYLE KONUŞUYORLARMIŞ ARALARINDA ;

    « BOŞUNA !!! NASIL OLSA BAŞARAMAYACAKLAR... »
     KURBAĞALAR YAVAŞ YAVAŞ CESARETLERİNİ KAYBETMEYE BAŞLAMIŞLAR

    YALNIZ BİR TANESİ BÜTÜN GÜCÜYLE TIRMANMAYA DEVAM EDİYORMUŞ...

    VE İNSANLAR KONUŞMAYA DEVAM EDİYORLARMI

    « HAKİKATEN YAZIK !!! NASIL OLSA TEPEYE VARAMAYACAKLAR !... »

    VE KURBAĞALAR YENİLGİYİ KABULLENMEK ZORUNDA KALMIŞLAR...BİR TANESİ HARİÇ ! O, BÜTÜN KOŞULLARA RAĞMEN DEVAM EDİYORMUŞ......

    SONUÇTA, O BİR TANESİ HARİÇ, HEPSİ YARIŞI TERK ETMİŞLER... O İSE KULENİN TEPESİNE TEK BAŞINA ÇIKABİLMİŞ...

    HERKES ŞAŞKINLIK İÇİNDE BUNU NASIL BAŞARDIĞINI MERAK ETMİŞ !

    İÇLERİNDEN BİR TANESİ ONA YAKLAŞIP BU YARIŞI NASIL TAMAMLADIĞINI SORMUŞ...

    VE GÖRMÜŞ Kİ.......O SAĞIRMIŞ !!!

    ...SİZ SİZ OLUN NEGATİF DUYGULAR TAŞIMA ALIŞKANLIĞI OLAN İNSANLARI DİNLEMEYİN...

    ÇÜNKÜ ONLAR SİZİN YÜREĞİNİZDE TAŞIDIĞINIZ EN GÜZEL UMUTLARI YOK EDERLER !!!!


    İŞİTTİĞİNİZ VEYA OKUDUĞUNUZ SÖZLERİN NE DENLİ TESİRLİ OLDUKLARINI BİLİN...

    VE HER ZAMAN POZİTİF DÜŞÜNÜN !!!

    POSITIF !
    SONUÇ :

    YAPAMAZSIN DİYENLERE KULAKLARINIZI,TIKAYIN !!!
    KENDİNİZE İYİ BAKIN...

    July 17

    neden kıymetini bilmeyiz elimidekilerin.

     

    Alıntı

    neden kıymetini bilmeyiz elimidekilerin.

    Neden kıymetini bilmeyiz elimizdekilerin? Onlar elimizde iken neden varlıklarının bile tam farkında olamıyoruz?…; Kıymetlerini tam takdir edemiyoruz?…;Neden, elimizdekilerin ve sahip olduklarımızın kıymetini onlar elimizdeyken bir türlü anlamayız

    duaqk2.jpg 

     Neden kıymetini bilmeyiz elimizdekilerin? Onlar elimizde iken neden varlıklarının bile tam farkında olamıyoruz?…; Kıymetlerini tam takdir edemiyoruz?…;Neden, elimizdekilerin ve sahip olduklarımızın kıymetini onlar elimizdeyken bir türlü anlamayız ve anlamak istemeyiz? Neden, sanki bunlar bizim elimizde sonsuz olarak kalacaklar, hiçbir zaman kaybolmayacaklar, bitmeyecekler ve gitmeyecekler gibi, rahat hareket ederiz? Neden, onların da birgün olup elimizden çıkabileceklerini hiç düşünmeyiz? DAHA DOĞRUSU, DÜŞÜNMEK İSTEMEYİZ? Neden, elimizde iken “;ne kadar kıymetli olduklarının hesabını”; hiç yapmayız?…; Neden, elimizdekilerin kıymetini bilmek varken, elimizdekilerle yetinmeyi bilmek varken., neden şunumuz yok- bunumuz yok, şu eksik- bu eksik, şu da olmalı- bu da olmalı diye durmadan şikayet edip dururuz? Neden, durmadan hayıflanıp dururuz? Durmadan iç geçirip dururuz ?... Peki, ya elimizdekiler? Peki ya sahip olduklarımız? Onların farkında mıyız? Evet Sevgili Arkadaşlarım, şöyle bir durup düşündüğümüz zaman ; aslında ne kadar çok şeye sahibiz.... ELİMİZDE İKEN FARKINA VARAMADIĞIMIZ, KIYMETİNİ BİLEMEDİĞİMİZ NİCE ŞEYLERE SAHİBİZ : Başta sağlığımız, düşünebilmemiz, sevebilmemiz, gülebilmemiz, görmemiz, işitmemiz, yürümemiz ve hissetmemiz…; Eşimiz, çocuklarımız, anne-babamız, eş ve dostlarımız ve arkadaşlarımız…;. İşimiz, mesleğimiz, çevremiz…;. Herkesin kendine göre olan maddi varlığı, makam ve mevkisi…;. İtibarımız ve onurumuz…;Ve ayrıca, yerine ve kişisine göre değişen daha başka şeyler…;.. Peki, sahip olduklarımızın KIYMETİNİ BİLMEK VE ANLAMAK İÇİN İLLÂ ONLARIN ELİMİZDEN ÇIKMASI VE ONLARI KAYBETMEMİZ Mİ GEREKİR ?... Neden Anne babamızın kıymetini, aslında bizim için ne kadar kıymetli olduklarını onlar öldükten sonra anlarız? Neden o sevgili eşimizin kıymetini onu kaybettikten (belki boşandıktan) sonra anlarız?, Neden eşimizin, dostumuzun ve arkadaşlarımızın kıymetini, onları kaybettikten, DOSTLUĞUMUZ VE ARKADAŞLIĞIMIZ BİTTİKTEN SONRA ANLARIZ?... Neden zamanında bu dostlukların bozulmaması, onları kaybetmemek için gayret göstermeyiz? Neden sağlığımızın kıymetini hasta olduktan, hastanelere düştükten sonra anlarız?... Neden, işimizin, onurumuzun kıymetini zamanında anlamayız? Neden, onları kaybetmemek için yeterli özeni zamanında göstermeyiz?... NEDEN, İŞ İŞTEN GEÇKİTEN SONRA HEP PİŞMAN OLURUZ ONLARI KAYBETTİĞİMİZE…;. Neden

    July 05

    Kavak Ağacı ve Kabak

     

    Alıntı

    Kavak Ağacı ve Kabak
      



    1.Hikâye 

    Kavak Ağacı ve Kabak

    Kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş.  Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa :

    - ””Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?””  ””On yılda”” demiş kavak.

    - ””On yılda mı”” diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.

    - ””Ben neredeyse 2 ayda seninle aynı boya geldim bak.””

    - ””Doğru” demiş ağaç.

    - ””Doğru””

    Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye başlamış sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa :

    - ””Neler oluyor bana ağaç?””

    - ””Ölüyorsun”” demiş kavak.

    - ””Niçin?””
    - ””Benim 10 yılda geldiğim yere 2 ayda gelmeye çalıştığın için.””                                                                                            
                                                            
                                                                                                                                      
     1.Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek  şarttır.                                                                                                                       
                                                                                                                                      
     2.Hikâye                                                                                                                        
    EN İYİ BUĞDAY YARIŞMASINA
    senelerdir katılan bir çiftçi, büyük ödülü o yıl da kazanmıştı. Yarışmayı izleyen gazeteciler, çiftçiden bu başarısının sırrını öğrenmek istediler.
    Çiftçi, bu sırrın, kendi buğday tohumlarını komşularıyla paylaşmasında yattığını söyledi.
    Gazeteciler bu cevaba çok şaşırdılar:
    “Onlar sizin rakibiniz olarak yarışmaya katılıyorlar. Buna rağmen, ne diye tohumlarınızı onlarla paylaşıyorsunuz?” diye sordular.
    Çiftçi:
    “Neden olmasın?” dedi. “Bilmiyor musunuz: Rüzgâr, olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu bakımdan, komşularımın kötü buğday yetiştirmeleri demek, benim ürünümün de iyi olmaması demektir. En iyi buğdayı yetiştirmek için, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.”
         
                                                                                                                                      
     2. Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Cimrilik ve bencillik kimseye fayda getirmez.
        
                                                                                                                                      
     3.Hikâye                                                                                                                        
     geleceğini biliyordum!!!

    Savaşın en kanlı günlerinden biri. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
    İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru
    altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
    - Teğmenim. Fırlayıp
    arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..
    Delirdin mi? der gibi baktı teğmen...
    - Gitmeye değer mi?. Arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla
    ölmüştür bile.. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakın..
    Asker ısrar etti ve teğmen "Peki " dedi.. "Git o zaman.."
    İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa
    döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşınan arkadaşına döndü:
    - Sana değmez, hayatini tehlikeye atmana değmez,demiştim. Bu zaten ölmüş..
    - Değdi teğmenim. dedi asker..
    - Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?..
    - Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına
    ulaştığımda henüz sağdı..
    Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim icin..
    Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
    - Jim!.. Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı... Geleceğini biliyordum..                                                                                           
     3. Ders: Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir. 


     

     




    HER DAİM HAYIR ÜZERE KALINIZ İNŞ


    July 04

    SENDEN SENİ İSTERİM

     

    Alıntı

    SENDEN SENİ İSTERİM
    İki elif miktarı uzat acılarımı,
    Ne gelirse senden boynum kıldan ince,

    Madem ki seni sevmek, çile çekmek,
    Seni sevdiğimin kanıtı olsun; dağlanmış bir yürek.

    Elifle başlamadıysam hiç bir sözümü 'be'ye geçirme,
    Bütün hayatım senin aşkınla dolsun,

    Madem ki seni bulmak, kendini kaybetmek,
    Kaybolduğumun kanıtı olsun; ölü şehirlere göçmek.

    Elif, Lam, Ra... Olsun tüm sırlarım ifşa,
    Gönlüm yalnız senin sevdanı saklasın,

    Madem ki seni bilmek adını sayıklamak,
    Adına kurban olduğumun kanıtı olsun; her gece ağlamak.

    Elif, Lam, Mim... Günahkar titrek ellerim,
    'Elif Elif ' diye diye senden seni isterim,

    Madem ki sana varmak,dikenli yollar geçmek,
    Vuslatımın kanıtı olsun; kevser suyundan içmek 


    EY OĞUL!

     

    Alıntı

    EY OĞUL!

     


    Ey oğul!

     

    Besmelesiz yemek yeme.
    Sırrın var ise sakın kimseye söyleme.
    Cünüp iken yemek yeme.
    Elbisenin söküğünü üstünde dikme.
    İyi adını kötüye çıkaracak davranışlarda bulunma.
    Kötüyle arkadaş olma, pişman olursun.
    Daima ileri hedefin olsun, geriye takılıp kalma.
    Harama tevessül etme.
    Kimsenin payına/hakkına göz dikme.
    Bir şey koymadığın yere el uzatma.
    İki kişi konuşurken dinleme.
    Ekmek ve tuz hakkını gözet.
    Namahreme bakıp ihanet etme.
    Davetsiz bir yere gitme. Gidersen emin olduğun yere, namuslu kimseye git.
    Sır sakla.
    Her mecliste duyduğun şeyleri/sözleri aklında tut.
    Evden eve söz taşıma.
    Kötülemekten, fenalıktan uzak ol.
    Ahlaklı ol.
    Herkesle iyi geçin.
    İnat ve kötü sözlü olma.
    Senden büyüklerin önünden gitme.
    İhtiyarlara hürmet et.
    Daima temiz ol.
    Haram ve yasak edilen şeylere yaklaşma.
    Beş vakit namaza devam edip iyi hâl ile tanınarak, ilim ve faziletle meşgul ol.
    Her zaman geniş kalpli ve hoş meşrep ol.
    Beraber olduğun, tanıştığın kişilerden asla bir şey isteme. Buna riayet etmezsen seni küçük görürler, itibarını kaybedersin.
    Rıza lokmasıyla yetin.
    Elindeki imkânları israf etme.
    Kanaatkâr ol. Çünkü kanaat tükenmez bir hazinedir. (Evliya Çelebi)

    GÜL DIYARINDAN

     

    Alıntı

    GÜL DIYARINDAN
    GÜL DIYARINDAN
                                              

    mini gif kirmizi resimleriYa Rabbi Ben Pişmanım!
    Her kelam pek çok manaya gelir pek çok kişilerce.

    Her nefes kadar manası vardır bir tek kelimenin bile…

    Aşkı Mecnun’a sorsanız bir başka tefsir yapar, mini gif mor resimleriLeyla’ya sorsanız bir başka mana verir.

    Bir profesör ihtisas gördüğü alana göre anlatır öğrencisine.
    İşte öyle bir kavram öbeği var gönlümüzde dilimizde terennüm eden ve dost gönüllerine sunulmayı bekleyen…

    mini gif kirmizi resimleriYa Rabbi Ben Pişmanım…                     
    mini gif mor resimleriHuzur…

    Bir daha hiçbir zaman ve mekânda bulunamayacak olan…

    mini gif mor resimleriHâl…

    Gözler kapalı, baş eğik, sırtta onlarca yükün ağırlığı…
    mini gif mor resimleriVak’a…

    Önce bir Güzel’in ağzının açılışı…

    Dökülen inci taneleri…
    mini gif mor resimleri“Ya Rabbi!...”

    Bu gönülden nidaya “Lebbeyk!” denmez mi?

    Sonra o sırtında onlarca yük taşıyanın mahzun sesi…

    mini gif mor resimleri“Ya Rabbi!...”

    Öyle bir nida ki…


    mini gif mor resimleri“Ben…”
    Bu “Ben…” deyiş cümle zelilliği ifade edişten gayrısı değil…

    Büyüklenen bir küçüğün küçüklüğünün an be an farkına varışla Yüce Huzur’a varışı ve içten içe büyüyen serpilen bir aşığın “Sen geldin.” dercesine bir “Ben!” deyişi…

    Vemini gif mor resimleri “Pişmanım!...”

    Cümle mahlûkat kulak kesilir bu söze…

    Susar ve başlar dinlemeye…
    Tek yankılanan iki kişinin cılız sesidir ve çıt yoktur koskoca âlemde…

    mini gif kirmizi resimleri“Bütün yapmış olduğum günahlardan…”

    Bu söz bütün âlemi şahit tutuştur pişmanlığa aslında…

    mini gif mor resimleri“Bir” Olan’ın huzurunda…

    Derin bir “ahhh” izi vardır ahvalde ve mini gif mor resimleri“Ahh! Âşıkların esmasıdır” hakikatte…

    mini gif kirmizi resimleri“Keşke yapmasaydım” sözleri dökülür ağızdan…

    Yeryüzünde “keşke” sözü, tek buraya yakışır ve yalnız bu söze aittir

    mini gif mor resimleri

    mini gif mor resimleri“keşke…”
    Nasıl ki “ben” sözü bir başka yerde zarardan gayrısı değildir.

    “Keşke” sözü için de aynı hâl geçerlidir.

    mini gif mor resimleri

    Ve ağızdan dökülen

    “İnşAllah” sözü bir başka yakışır âşığın diline…
    mini gif kirmizi resimleri“Bir daha ben yapmayacağım!..”


    ve yine “ben…”
    mini gif mor resimleri“Ben pişmanım…” derken bütün günah yüklerini sırtından atan âşık

    “İnşAllah bir daha ben yapmayacağım” derken ayrı bir yük yüklenmiştir sırtına…

    mini gif mor resimleriAşk’a,mini gif mor resimleriMeşk’e,

    mini gif mor resimleriÂşık’a,mini gif mor resimleriMaşuk’a,

    mini gif mor resimleriVefa’ya…

    Söz vermiştir o artık.
    Dönülemeyesice, ölse de vaz geçilemeyesice bir söz…


    mini gif mor resimleriVe…
    mini gif kirmizi resimleri“Ben Kabul Ettim!...”
    Devamı bambaşka bir âleme dahil olmaktır…

    Apaçık bir davetten gayrısı değildir devamı dostlar…
    Gözlerimizi kapayalım,

    Âşık olup Maşuk önünde diz kıralım, boyun burup oturalım.

    Ve söyleyelim…

    Haydi…

    mini gif mor resimleriBir defa daha…
    mini gif mor resimleri“Ya Rabbi! Ben pişmanım, mini gif kirmizi resimleribütün yapmış olduğum günahlardan.mini gif kirmizi resimleri Keşke yapmasaydım.mini gif mor resimleri İnşAllah bir daha ben yapmayacağım.mini gif kirmizi resimleriBen Kabul Ettimmini gif mor resimleri…!”

             Menzil ve Tasavvuf Forumu

    mini gif mavi resimleriALLAHU TEALA TÖVBE EDİP TÖVBESİNDE SADIK OLAN KULLARDAN OLMAYI NASİP EYLESİN CÜMLEMİZE...

    NE GÜZELDİR
    mini gif kirmizi resimleri''YA RABBİM BEN PİŞMANIM'' DİYEBİLMEK....
    NE GÜZELDİR AFFET DİYEBİLMEK....

    GÖNÜLDEN KAYNAYIP DİLDEN HAK TEALAYA UZANMASI VE YER BULMASI,
    BÜTÜN MELEKLERİN AMİN DEYİŞİ NE GÜZELDİR
    mini gif mavi resimleri...

    ''YA RAB'' 
    mini gif kirmizi resimleriDEYİNCE,RABBİMİZİN ''BUYUR KULUM ''mini gif mavi resimleri DİYEREK CEVAP VERMESİ ,
    mini gif mavi resimleri''BEN PİŞMANIM BÜTÜN YAPMIŞ OLDUĞUM GÜNAHLARDAN'' DERKEN SAMİMİYETLE TESLİM OLABİLMEK VE RABBİM MELEKLERİNE:''ŞAHİT OLUN KULUMU AFFETTİM'' mini gif kirmizi resimleriDİYE BUYURMASI NE GÜZELDİR...

    NASUH TÖVBESİ ETMEYİ ,TÖVBE KAPISINDAN GEÇMEYİ CÜMLEMİZE NASİP EYLE YARAB..

                                                  
                                                                                           mini gif kirmizi resimleriSEVGİLERİMLE...mini gif mavi resimleri
                                                                                    gül diyarından
     
     
                                                                               hareketli simli gül buketi resimleri



    July 02

    HAYATINIZ SEÇTİĞİNİZ KADINDIR.

     

    Alıntı

    HAYATINIZ SEÇTİĞİNİZ KADINDIR.


    Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generale :

    -Hayatını bağışlarım ama bir şartım var , der.
    'Kadınlar hayatta en çok ne ister?' budur bilmek istediğim.Bu
    sorunun yanıtını getir ; kurtar kelleni der.

    General sorar soruşturur bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve Kafdağındaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir....Günlerce gecelerce at koşturur , cadıyı bulur ve sorar:

    -Kadınlar hayatta en çok ne ister?

    Korkunç cadı yanıt için öyle bir şart ileri sürer ki yenilir yutulur
    cinsten değil.....

    -Evlen benimle!!!!.....
    O zaman öğrenirsin ancak istediğini...


    Bu ölümcül teklifi kabul eder General ve doğru yanıtı alır almaz koşar Harun Reşit'e ve :

    -Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister!.

    Harun Reşit Generalin hayatını bağışlar ancak cadıyada evlenmek için söz vermiştir.Neyse evlenirler.İlk gece General bir bakar ki , o korkunç cadı
    dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş karanlık odada.....Konuşur cadı :

    - Benim kaderim böyle.... Günün sadece yarısı güzel olabilirim , diğer yarısı çirkinim der.Ne dersin? Geceleri seninleyken mi güzel olayım , yoksa gündüzleri dışardayken mi?.....

    General düşünür ve :

    - Sen bilirsin kararı kendin ver der.İşte o an korkunç cadı sonsuza
    dek güzel bir kadın olarak kalır....

    Peki bu öyküden çıkarılacak 3 ders nedir???

    1.Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.
    2.Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın her zaman güzeldir.
    3.İster güzel olsun, ister çirkin olsun her kadın aslında bir cadıdır. Hayatınız seçtiğiniz kadındır.......Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, Bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz , Zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir.Hayat kat kattır.Babil'in Asma Bahçeleri
    gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi
    kadınlar götürür.Ve bugün durduğunuz teras , seyrettiğiniz manzara , gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası , manzarası vehayatıdır.....
    Hayatınız seçtiğiniz kadındır......

    fıkra

     

    Alıntı

    fıkra
    Bu hikaye Trakya’da geçmiş gerçek bir olay;
    Yaşlı bir
    amca, eşeğinin üzerinde karayolunda seyretmektedir.
    Bunu gören trafik polisleri, amcaya takılmak
    isterler
    ve durdururlar.
    Polis:
    Be amca, necin dakman golani? (Golan: Emniyet kemeri.)
    Amca:
    Dakmam be işte!
    Polis:
    E bak gordun mu, şimdi ceza keseceyik.
    Amca: Kes bakalim ne keseceysan da gidecem, acele
    işim var.
    Polis:
    Peki amca, cezayi sana mi yazalim yogsam eşeğe mi?
    Amca:
    ???
    Polis:
    Yani cezayi sana yazarsak beş milyon ödeycen, eşeğe üç milyon ödeycen.
    Amca:
    Bana kes o zaman.
    Polis:
    Neden sana keseyon amca?
    Amca: Onun sicili temiz ossun, polis yapcez onu !!!!Gülümseme

    Kalemim Sevgi olsun...

     

    Alıntı

    Kalemim Sevgi olsun...

    Isterdim ki bütün Gönüllere Sevgi üflesin yazdiklarim...
    her Kalp Sevgi ile atsin... Sevgi icin atsin... Sevgi dagitmak icin atsin...
    Sevgiden yoksun hicbir Gönül kalmasin...


    Isterdim ki Sevgiler ve Sevgililer donatsin bütün bir Kainati...
    ve bu Sevgi dolu Gönüller bütün bir Varliga kar$i Sevgi ile yönelsin...
    Sevgi duysun... Sevgi dü$ünsün...
    Sevgi görsün... Sevgi bulsun...
    Sevgi buldursun... Sevgi dilesin...
    Sevgi dilensin... Sevgi payla$sin... Sevgi payla$tirsin...
    Her Varligin bütün Hareketleri Sevgi eksenli olsun... Hatta duru$lari bile...


    Biri bir Hareket yapacaksa Sevgi icin yapsin... Biri duracaksa Sevgi icin dursun...
    Biri konu$acaksa Sevgi icin konu$sun... Biri susacaksa Sevgi icin sussun...
    Biri aglayacaksa Sevgi icin aglasin... Biri gülecekse Sevgi icin gülsün...
    Biri oturacaksa Sevgi icin otursun... Biri kalkacaksa Sevgi icin kalksin...
    Biri bir Yazi yazacaksa Sevgi icin yazsin... Biri bir Yazi okuyacaksa Sevgi icin okusun...


    Isterdim ki Kainat Sevgi olsun...
    Sevgiden ba$ka hicbir $eye yer olmasin...
    Sevgiden ba$ka hicbir $eye firsat verilmesin...
    Isterdim ki Sevgisiz Kalpler de Sevgiyi bulsun...
    Isterdim ki herkes herkese Sevgi dagitsin...
    Isterdim ki Kalemim bütün Gönüllere Sevgi akitsin...
    Isterdim ki Kalemim bütün Gönüllere Sevgi buldursun...
    Isterdim ki Kalemim bütün Gönüllere Sevgi anlatsin...


    Isterdim ki Kalemim Sevgi olsun...
    Isterdim ki Kalemim ile bütün bir Varlik Sevgi bulsun...
    Isterdim ki Kalemim ile bütün bir Varlik Sevgi dolsun...
    Isterdim ki Kalemim ile bütün bir Varlik Sevgi ile doysun...
    Isterdim ki Kalemimden Harf Harf Sevgi dökülsün...


    Isterdim ki Kalemimden dökülen Sevgi Harfleri okuyanlarin Yüregine naki$ naki$ Sevgi i$lesin...
    Isterdim ki her Kalp Sevgi ikizini bulsun...
    Ve buldugu Sevgi ikizini bir daha birakmasin...
    Sevgi ikiziyle birlikte sonsuzluga ucsun...
    Sevgi ikizleri El Ele Sevgi Bahcelerinde dola$sin...
    Sevgi Bahceleri Sevgi Cicekleriyle dolsun...
    Sevgi Cicekleri asla solmasin...


    Sevgi Cicekleri daima Sevgi Suyu ile sulansin...
    Isterdim ki Elimdeki Kalemim Kalbimdeki Sevgiyi Mürekkep yapsin kendine ve Sevgiye muhtac bütün Gönüllere Sevgi dagitsin...
    Kalmasin Sevgiye muhtac hicbir Gönül...
    Kalmasin Sevgiye ac hicbir Gönül...
    Kalmasin Sevgiye susami$ hicbir Gönül...


    Isterdim ki Kalplerdeki Sevgi Cennetinden Cennet Sevgileri yayilsin her yere...
    Isterdim ki Dillere Destan bir Sevgiyle Destanlara Dil veren bir Sevgi ya$ansin...
    Isterdim ki Dünyadaki her Insan, Kalbi Sevgi, Ruhu Sevgi, Baki$i Sevgi, Dü$ünü$ü Sevgi, Niyeti Sevgi, yaptiklari Sevgi, söyledikleri Sevgi, Sevgi Timsali Sevgili Insanlardan olsun...
    Isterdim ki bütün Kalpler Sevgi Zirvesinde Zirve Sevgiler ya$asin...

     

    Ey sevgili Kalpler...
    Sevgililerden Sevgili, o Sevgi dolu Gelecegin, Sevgi Binasinin, Sevgi in$asinda, Sevgi Tuglalarinin örülmesi icin, sizin Sevgili Kalbinizin de Sevgilerini dagitmasi ve Sevgi dagittikca Sevgi bulmasi, Sevgisinin daima artmasi dileklerimle...
    Sonsuz Sevgiler...

     

    M.Sait Konar